Kitap Dünyam 'da Ara
4 Nisan 2017 Salı
17 Kasım 2016 Perşembe
1984 - George Orwell
Eser Adı: 1984 (Bin Dokuz Yüz Seksen Dört)
Yazar : George Orwell
Tür : Roman, distopya
Yayınevi: Can
Sayfa :352
Ek özellik: Le Monde'un Yüzyılın 100 Kitabı listesi
Açıklama :
Parti’nin dünya görüşü, onu hiç anlayamayan insanlara çok daha kolay dayatılıyordu. (...) Her şeyi yutuyorlar ve hiçbir zarar görmüyorlardı çünkü tıpkı bir mısır tanesinin bir kuşun bedeninden sindirilmeden geçip gitmesi gibi, yuttuklarından geriye bir şey kalmıyordu.
George Orwell’in kült kitabı Bin Dokuz Yüz Seksen Dört, yazarın geleceğe ilişkin bir kâbus senaryosudur. Bireyselliğin yok edildiği, zihnin kontrol altına alındığı, insanların makineleşmiş kitlelere dönüştürüldüğü totaliter bir dünya düzeni, romanda inanılmaz bir hayal gücüyle, en ince ayrıntısına kadar kurgulanmıştır. Geçmişte ve günümüzde dünya sahnesinde tezgâhlanan oyunlar düşünüldüğünde, ütopik olduğu kadar gerçekçi bir romandır Bin Dokuz Yüz Seksen Dört. Güncelliğini hiçbir zaman yitirmeyen bir başyapıttır; yalnızca yarına değil, bugüne de ilişkin bir uyarı çığlığıdır.
Yorum :
Kesinlikle ve kesinlikle okunmalı. Otoriter-totaliter bir düzene doğru giden şu dünyamızdan çok şey bulacaksınız kitapta.
Örneğin şu cümleyi ve şu açıklamayı birlikte düşünün:
-Parti’nin dünya görüşü, onu hiç anlayamayan insanlara çok daha kolay dayatılıyordu
-İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Arı: "Ben daha çok cahil ve okumamış tahsilsiz kesimin ferasetine (sezgi-zeka / TDK) güveniyorum bu ülkede".
Çevirmenin yazısı ile mutlaka okunmalı, çok güzel özetlemiş olayları.
Distopya severler için 13 kitaplık bir listeyi de burada bulabilirsiniz: https://onedio.com/haber/hafizalardan-silinmeyen-15-distopik-kitap--492026
George Orwell ve Aldous Huxley'in distopyalarının bu karşılaştırmasına da mutlaka göz atmalısınız. Kitabı okudu iseniz bir özet olacak, okumadı iseniz okumaniz için bir teşvik. Ben bunu 1984 ü okudumadan önce gördüm. Yine bir Orwell kitabı Hayvan Çiftliği'ni okurken. Ozaman iki kitapta çok ilginç gelmişti. Halen Huxley okumuş değilim ama sırada :)
Karşılatırmanın özeti: Orwell nefret ettiklerimizin bizi bitireceğini Huxley ise sevdiklerimizin bizi bitireceğiniz söylüyor.
Benim fikrim: eğer düşünüyorum öyleyse varım diyenlerdensek nefret ettiklerimiz, benim yerime başkası düşünsün diyenlerdensek sevdiklerimiz bizi bitirecek. Ülkemiz de her iki cinste birey bulmak zor değil ama Huxley tarafı daha baskın sanki :(
Bu iki kitap okunduktan sonra Neil Postman'nın karşılaştırma kitabı da (Televizyon Öldüren Eğlence) okunacaklar listesine girmeyi hak ediyor. Bakalım bizim karşılaştırmamız mı Postman 'ın kimi :) Tabi bu kitabı okurken artık televizyon yerine internet demeliyiz sanki :(
Önemli Kavramlar:
Yazar : George Orwell
Tür : Roman, distopya
Yayınevi: Can
Sayfa :352
Ek özellik: Le Monde'un Yüzyılın 100 Kitabı listesi
Açıklama :
Parti’nin dünya görüşü, onu hiç anlayamayan insanlara çok daha kolay dayatılıyordu. (...) Her şeyi yutuyorlar ve hiçbir zarar görmüyorlardı çünkü tıpkı bir mısır tanesinin bir kuşun bedeninden sindirilmeden geçip gitmesi gibi, yuttuklarından geriye bir şey kalmıyordu.
George Orwell’in kült kitabı Bin Dokuz Yüz Seksen Dört, yazarın geleceğe ilişkin bir kâbus senaryosudur. Bireyselliğin yok edildiği, zihnin kontrol altına alındığı, insanların makineleşmiş kitlelere dönüştürüldüğü totaliter bir dünya düzeni, romanda inanılmaz bir hayal gücüyle, en ince ayrıntısına kadar kurgulanmıştır. Geçmişte ve günümüzde dünya sahnesinde tezgâhlanan oyunlar düşünüldüğünde, ütopik olduğu kadar gerçekçi bir romandır Bin Dokuz Yüz Seksen Dört. Güncelliğini hiçbir zaman yitirmeyen bir başyapıttır; yalnızca yarına değil, bugüne de ilişkin bir uyarı çığlığıdır.
Yorum :
Kesinlikle ve kesinlikle okunmalı. Otoriter-totaliter bir düzene doğru giden şu dünyamızdan çok şey bulacaksınız kitapta.
Örneğin şu cümleyi ve şu açıklamayı birlikte düşünün:
-Parti’nin dünya görüşü, onu hiç anlayamayan insanlara çok daha kolay dayatılıyordu
-İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Arı: "Ben daha çok cahil ve okumamış tahsilsiz kesimin ferasetine (sezgi-zeka / TDK) güveniyorum bu ülkede".
Çevirmenin yazısı ile mutlaka okunmalı, çok güzel özetlemiş olayları.
Distopya severler için 13 kitaplık bir listeyi de burada bulabilirsiniz: https://onedio.com/haber/hafizalardan-silinmeyen-15-distopik-kitap--492026
George Orwell ve Aldous Huxley'in distopyalarının bu karşılaştırmasına da mutlaka göz atmalısınız. Kitabı okudu iseniz bir özet olacak, okumadı iseniz okumaniz için bir teşvik. Ben bunu 1984 ü okudumadan önce gördüm. Yine bir Orwell kitabı Hayvan Çiftliği'ni okurken. Ozaman iki kitapta çok ilginç gelmişti. Halen Huxley okumuş değilim ama sırada :)
Karşılatırmanın özeti: Orwell nefret ettiklerimizin bizi bitireceğini Huxley ise sevdiklerimizin bizi bitireceğiniz söylüyor.
Benim fikrim: eğer düşünüyorum öyleyse varım diyenlerdensek nefret ettiklerimiz, benim yerime başkası düşünsün diyenlerdensek sevdiklerimiz bizi bitirecek. Ülkemiz de her iki cinste birey bulmak zor değil ama Huxley tarafı daha baskın sanki :(
Bu iki kitap okunduktan sonra Neil Postman'nın karşılaştırma kitabı da (Televizyon Öldüren Eğlence) okunacaklar listesine girmeyi hak ediyor. Bakalım bizim karşılaştırmamız mı Postman 'ın kimi :) Tabi bu kitabı okurken artık televizyon yerine internet demeliyiz sanki :(
Önemli Kavramlar:
- Distopya, (anti-ütopya Yunanca dystopia) çoğunlukla ütopik bir toplum anlayışının anti-tezini tanımlamak için kullanılır. Distopik bir toplum otoriter - totaliter bir devlet modeli ya da benzer bir başka baskıcı sistem altında karakterize edilir. (kaynak)
- Büyük birader (Big Brother): büyük birader sizi izliyor !
- Düşünce Polisi: Ondan kaçış yoktur, eninde sonunda sizi yakalayacaktır.
- Tele-ekran: Her kapalı alanda mutlaka bulunan ve hersaniye görüş alanındaki kişileri izleyen, dinleyen yada izlenmesine, dinlenmesine olanak veren bir cihaz
- Çiftdüşün: karşıt kavramlar bir arada kullanılarak kişinin bariz gerçeğe aykırı olanı kabul etmesi
- Bellek Deliği: Oraya atılan herşey hiç olmamış gibidir. Hakkında kişilerin belleğinden başka hiç bir kanıt bulamazsınız. Hatta zamanla kişilerin belleğini de bulamayacaksınız.
- Geçmişi değiştirmek: Geçmişe dair ne varsa (kitap,dergi,gazete,resim vs vs) hepsinin istenen şekilde güncellenmesidir. Böyleyec geçmişten değiştirilmiş bir şeye dair hiç bir kanıt bulunamaz. Herşey bellek deliğinden geçerek hiç olmamışa dönüşür.
Etiketler:
Aldous Huxley,
Beğendiklerim,
distopya,
George Orwell,
Kitaplar,
Roman
21 Ağustos 2016 Pazar
Hayvan Çiftliği-George Orwell
| Eser adı -Yazar Adı |
Yazar : George Orwell
Tür : Roman
Yayınevi: Can
Sayfa : 152
Ek özellik:
Açıklama : İngiliz yazar George Orwell (1903-1950), ülkemizde daha çok 1984 adlı kitabıyla tanınır. Hayvan Çiftliği, onun çağdaş klasikler arasına girmiş ikinci ünlü yapıtıdır. 1940'lardaki 'reel sosyalizm'in eleştirisi olan bu roman, dünya edebiyatında 'yergi' türünün başyapıtlarından biridir.
Hayvan Çiftliği'nin kişileri hayvanlardır. George Orwell, bu romanında tarihsel bir gerçeği eleştirmektedir. Romandaki önder domuzun, düpedüz Stalin'i simgelediği açıkça görülecektir. Öbür kişiler bire bir belli olmasalar da, bir diktatörlük ortamında yer albilecek kişilerdir.
Romanın alt başlığı Bir Peri Masalı'dır. Küçükleri eğlendirecek bir peri masalı değildir; ama roman, bir masal anlatımıyla yazılmıştır.
Yorum :
Nasıl desem süper gerçekten. Kesinlikle okunmalı. Şimdiye kadar okumamış olmama üzüldüm doğrusu. Hiç sıkılmadan ve istekle okudum.
Kitap yurdu'nda bir yazar şöyle bir yorum yapmış, taşı tam gediğine koymuş:
maksim valerus : Bütün kitaplar eşittir; ama bazı kitaplar öbürlerinden daha eşittir :D
"alkantr: Kelimeler kifayetsiz kalır hem nehir gibi akıcı hem okyanus gibi derin. " aynen katılıyorum.
Yalnız kitabı buraya yazarken bir internet araştırması yapınca, kitaptaki karakterlerin temsillerini gördüm vikipedi'de. Kitabı okumadan bu bölümü okumak ve ilgili kişileri biraz araştırmak daha zevkli bir okuma sağlar diye düşünüyorum.
Yalnız kitabı buraya yazarken bir internet araştırması yapınca, kitaptaki karakterlerin temsillerini gördüm vikipedi'de. Kitabı okumadan bu bölümü okumak ve ilgili kişileri biraz araştırmak daha zevkli bir okuma sağlar diye düşünüyorum.
Karakterler ve Karşılıkları (kaynak)
- bay jones (beylik çiftliğin sahibi): çar ıı. nikolay
- beylik çiftlik malikanesi: kremlin sarayı
- koca reis (çiftlikteki saygın yaşlı erkek domuz): karl marx. (devrimin teorisini kurdu, ancak devrimi göremeden öldü)
- napoleon (önder domuz): josef stalin. (devrimi diktatöryen bir rejime dönüştürdü)
- snowball (napoleon'un silah arkadaşı domuz): troçki. (devrimin sürdürülebilirliğinin ancak dünyaya yayılırsa gerçekleşebileceğini savundu, stalin ve sempatizanlarıyla görüş ayrılıkları yüzünden sscb'den kovuldu ve öldürüldü)
- domuzlar komitesi: halk komiserleri
- squealer (domuzlar komitesinden): stalinist basın.
- mollie (çiftlikteki rahatına düşkün kısrak): rus burjuvazisi.
- moses (evcil kuzgun): din adamları.
- benjamin (çiftlikteki yaşlı eşek): olayların sonucunu görebilen karamsar insanlar.
- boxer (çiftlikteki güçlü araba atı): devrime inancını kaybetmeyen saf proleterya.
- clover: (araba atı): proleterya.
- koyunlar: cahil halk.
- hayvan çiftliği: sscb
- animalism: komünizm
- köpekler: kgb
- bay pilkington: winston churcill.
- bay frederick: adolf hitler.
- ağıl savaşı: ekim devrimi.
- yeldeğirmeni savaşı: ıı. dünya savaşı
notlar:
- Yazarın Stalin ile ilgili ülkeyi terk etmediğini öğrenmesi ile kitapta, önder domuzun herkesin düştüğü yerde onun ayakta kaldığını belirten bir değişim yapması ilginç bir anektod.
- Yazarın Hitler'in kavgam kitabını kullanarak radyo programı yapmak için savaş sırasında kitap telif hakkının başka bir ülke üzerinden ödenmesi de ilginç geldi bana. Bu konuda avrupa toplumu çok hakkaniyetli mi acaba? Takdir ettim.
- Eğer bir yerde eleştirel sesler duymak istemiyorsanız, yaygara cinsinden çok ses çıkarak bir grup edinin. Toplantılarda koyunların "iki ayak dört ayaktan iyidir" gibi öğretilmiş kalıp cümlelerle bağrışması ve muhalif seslerin konuşmaya fırsat bulamamaları.
- "bütün hayvalar eşittir ama bazı hayvanlar daha eşittir. " Kitabın özeti bir cümle olup, kitap okunmadan anlaşılamayacak bir cümle.
- Snowball adlı domuz düşünen tek hayvandır ve diktatörlüklerde düşünenlere yer yoktur. Nitekim Napolyon onun hakkından gelir. Diğer taraftan, yönetiminiz boyunca kötü olayların sorumlusu olacak bir günah keçisi edinin. Burada Sanowball çok iyi bir örnektir. Ayrıca neredeyse en baş iken günah keçisi haline getirilişi Napolyon'un çok büyük başarısıdır (!)
- Liderin her güzel şeyin yapıcısı olduğunu sürekli söylemek de çok öenmlidir. ahyvanlar suyun tanının bile Napolyon sayesinde güzel olduğunu düşenebilecek kadar ileri gitmişlerdir mesala.
- Çok önemli bir karakterde konuşması ve ikna gücü çok iyi olan, halkın arasında dolaşan birinin varlığıdır. Burada propogandacı Squealer adlı domuzdur.
- Sonunda, çiflikteki diğer hayvanların yönetimdeki domuzların insanlara ne kadar benzediklerini gördükleri masa sahnesi çok süper. Hayvanlar ve insanları ayır eden dört ayak-iki ayak olayı bu sahnede çok can alıcı hale gelir. Zira masadaki domuzlar artık iki ayak üzerinde yürümeye başlarlar.
- 7 emirin gün gün değişiminden aklımda kalanlar:
- hiç bir hayvan yatakta yatamaz - çarşaflı yatakta yatamaz
- hayvanlar içki içemez- gereğinden fazla içemez
- hayvanlar öldürülemez- hainler hariç (tabi hain tanımı maddelerde olmadığı için Napolyon kimi hain ilan ederse o haindir)
- dört ayak iyi, iki ayak kötü- iki ayak dört ayaktan iyidir
- bütün hayvanlar eşittir- ama bazı hayvanlar daha eşittir
22 Ağustos 2014 Cuma
Bilimin Arka Yüzü - Adrian Berry
| Bilimin Arka Yüzü -Adrian Berry |
Yazar : Adrian Berry
Tür :
Yayınevi: TÜBİTAK YAYINLARI
Sayfa :
Ek özellik:
Açıklama : Bu kitap, dünyayı değiştiren buluş ve keşiflerle onları yapan insanların kimilerine ışık tutmaya çalışıyor. Bu, oldukça kişisel bir derleme; bilim tarihindeki önemli olayların 'eksiksiz' bir dökümü olması hiç düşünülmedi. Öyle olsaydı, o kadar oylumlu olurdu ki onu yerinden kaldırmak için Arkhimedes'in makalarından birine gereksinim duyulurdu. Niçin şunu değil de bunu seçtim? Çoğu durumda bunun yanıtı, hiçbir ilginç görgü tanığı ya da daha sonraki bir tarihsel anlatı bulamamış olmam. Örneğin kitapta, 1903'te ilk insanlı uçuşu yapan Wright kardeşler hakkında hiçbir şey yok. Neden? Çünkü yerel gazetenin -bilimi akılalmaz bulan kişilerden biri olan-editörü, bu 'gülünç hikaye'yi haber yapması için bir muhabir göndermeyecekti".
Yorum : Çok güzel, okumaya değer. Her bölümde aa böylemiyniş dediğim çok şey oldu.
- Gökbilimci Ptolemaios(Batlamyus) efsanesi: batı yönünde çok uzaklara yelken açan gemilerin dünyanın kenarından aşağı düşeceği, güney yönünde iyice uzaklara seyir etmeyi göze alanların ise güneşin dik ışınlarıyla kızaracağı.
- Avrupanın 15. yuzyılda başlayan dünyayı sömürgeleştirme süreci, portekizli prens gemici Henrique ile başlar. Kendisi kısa bir askeri sefer dışında gemiye hiç ayak basmamış olmasına rağmen sayısız deniz seferi tertip ederek Batlamyus efsanesini yıkar. Bu süreçte Barine tipi gemilerin aksine rüzgara karşı yol alabilen Karavela türü gemiler geliştirilir. Kolomb gibi kaşiflerin kullandıkları gemilerdir.
- Portalano: kıyılar ve limanları gösteren ayrıntılı deniz haritası. En eski deniz haritası 1275 ylında tarihlenen Carta Pisana portalanosudur.
- Denizci usturlapları: Henrique'nin kaptanları ve gemicilerinin , Güneşin yada yıldızların yükseklikleri aracılığı ile bulundukları yerleri hesapladıkları bir alet. Matematik bilimleriyle ilgili başka bir çok şey gibi usturlap da Araplar tarafından bulunmuş olabilir.
- Portekizli Macellan İsponyollar adına çalışıyor. 1494 yılında Papa IV. Aleksandır tarafından Cabo Verde Adaları’nı başlangıç noktası alarak, bu noktanın 370 fersah (1550 km) batısında Kuzey-Güney meridyeni çizildi. Dünya'nın Avrupa dışında kalan bölümleri iki ülke (İspanya ve Portekiz) arasında fethedilmek ve sömürgeleştirilmek üzere pay ediliyordu. Çizgi, Avrupa’nın haricindeki dünyayı Portekiz ve İspanya’ya ait iki parçaya ayıran sınır olarak kabul edildi. Bu anlaşma gereği eğer Macellan Hindistan'a varırsa toprakları ancak İspanya tacı adına zaptedebilileceğini anlatarak, İspanya kralından destek alarak keşiflere çıkıyor.
- Kahvenin bulunuşu: http://handeelibir.blogcu.com/sabah-kahvesi/585667 buradakinin biraz daha ayrıntıları verilmiş hikaye hali
- İlkel telgrafın bulunuşu ve aşama aşama gelişmesi. Telgraf elektirk akımını kullanan ilk haberleşme cihazı.
- 2.dünya savaşı sırasında atom bombası çalışmalarına başlanması için, kendisi Almanya'dan kaçmış bir yahudi olan Einstein'in ABD başkanı Franklin Roosevelt'e mektup yollaması. Nazi zulmunden kaçan alman-yahudi bilim adamları atom bombasını ilk önce Hitlerin bilim adamlarının bulmasından korkuyorlar ve ABD nin ilk önce bulmasını istiyorlar. Tabi bulunması için çalışmaların yapılması gerekiyor ve bunun içinde ABD başkanının ikna edilmesi gerekiyor. İkna işini ancak Einstein'nın yapacağına inanan 2 bilim adamı ise Einstein'nı ikna etmeye çalışıyor. Bu arada Einstein ABD de Dr. Moore ismini kullanıyormuş.
- Eninstein mezun olduğunda üniversitede kendine bir kadro bulamıyor ve ilk bilimsel çalışmalarını bir patent ofisinde memur olarak çalışırken yayınlıyor.
Sözler:
Bacon (ithaftan sonraki sayfa); Kentleri kuranların, yasa yapanların, ulusal kahramanların, zorbaların kökünü kazıyanların ve bütün bunlara benzeyen insanların bıraktıkları olumlu izler çok kısa sürer; buna karşılık Mucitlerin eserleri daha şatafatsız, daha gösterişsizdir, ama izleri her yerde hissedilir ve sonsuza dek sürer.
Kristof Kolomb (sy:2); Altını olan, her istediğini satın almasını sağlayan bir hazineye sahip olur; onunla dünyaya isteklerini kabu ettirir, hatta ruhunun cennete girmesini bile sağlar". (Hindistan'dan ispanya kraliçesi Castilla İsabel'e gemiler dolusu altın ve köle gönderen Kolomb yoksuluk içinde ölür.)
Kristof Kolomb (sy:2); Altını olan, her istediğini satın almasını sağlayan bir hazineye sahip olur; onunla dünyaya isteklerini kabu ettirir, hatta ruhunun cennete girmesini bile sağlar". (Hindistan'dan ispanya kraliçesi Castilla İsabel'e gemiler dolusu altın ve köle gönderen Kolomb yoksuluk içinde ölür.)
5 Nisan 2014 Cumartesi
Genç Bilim Adamına Öğütler - P. B. Medawar
| Genç Bilim Adamına Öğütler -P. B. Medawar |
Eser Adı: Genç Bilim Adamına Öğütler
Yazar : P. B. Medawar
Tür : Deneme, Populer Bilim
Yayınevi: Tubitak
Sayfa : 126
Ek özellik:
Açıklama : Organ nakli konusundaki çalışmalarıyla 1960 Nobel Ödülünü kazanmış olan P. B. Medawar bu kitabıyla, uzun yıllarını verdiği bilimsel çalışmaların oluşturduğu kapsamlı birikimini, bilim dünyasına girmeyi düşünen ve girmiş olan her yaştan insanın hizmetine sunmaktadır. Kitap bir yönüyle bilimci olmak için gereken nitelikler, sağlanması gereken koşullar, bilimde kullanılan araştırma yöntemleri gibi konularda gündeme gelen pratik sorunları ele almakta; diğer yönüyle de bilim ve araştırma dünyasını, çıraklıktan Nobel Ödülü sonrasına taşıyan bu evrede akla gelebilecek tüm boyutlarıyla gözler önüne sermektedir.
Yorum :
İçerik başlık kadar kapsayıcı değil malesef :(
Bir kere sözelcilere hiç hitab etmiyor. Daha çok deney bazlı, laboratuvar odaklı araştırmacılar için uygun.
Bana çok farklı bir katkısı olduğunu söyleyemem. Ve işin kötü tarafı kitabı düşününce aklıma aşağıdakinden daha fazla bir şey gelmiyor :(
Deney tarzları 4 çeşit:
- Bacon tarzı deney: Doğadan ardı ardına olan işlemler var ama bende farklı bir sırayla yada farklı bir işlem yapsam nolur düşüncesi ile deney düzeneği hazırlamak ve sonucu gözlemlemek. Mesala mayalanmış içki damıtıldığında ne olduğunu biliniyor ancak damıtık içki tekrar damıtılırsa ne olur? (bknz sayfa 84)
- Aristoteles tarzı deney: Bir önyargının doğruluğunu göstermek için deney düzenlemek. Mesala köpeğe yemek vermeden önce zil çalın, kısa süre sonra sadece zil sei köpeğin ağzının suyunu akıtıyor. (bknz sayfa 85)
- Galileo tarzı deney: hipotezlerimizi veya onların sonuçlarını sınadığımız bir dayanıklılık testi. Mesala Galileo'nun yerçekim ivmesi için yaptığı deney. Bu tarz deney eleştireldir. Deneyle bir şeyi isapat emetk içi değil (çünkü bu umutsuz bir çabadır), geçersiz bir hipotezi çürütmek için düzenlenir. Hatırlarsınız ho red edilmesi gereken bir hipotezdir, deney sonuçlarımız onu red edemiyorsa hipotez doğrudur. Yani red edemediğin müddetçe doğru budur :D Çağımız bilimcilerin kullandığı deney tazrı Galileo tarzı imiş. (bknz: sayfa 85) Galileo tarzı ilgimi çekiyor diyenler burayı ziyaret edebilir: http://www.fizikist.com/icerik-galile-ve-hareket-144.html. Daha fazla bilgi diyenler buyrun: https://www.academia.edu/1017917/Galileo_ve_Modern_Mekanigin_Dogusu
- Kant tarzı deney: Düşünsel deneylerdir. Ekonomi ve toplumsal istatistik tasarımları Kant tarzına örnektir. "Bakalım farklı bir bakış açısı ile ne tür sonuçlar elde edebilirz...?" (bknz sayfa 88)
Ha birde bazı kavramlar var :
Melioriz: Dünyanın doğa olarak daha iyiye gittiği, özelliklede insan çabasının bunu gerçekleştirebileceği yolundaki inanç
Messiah: Bir halkın, bir ülkenin beklenen kurtarıcısı.
Messianizm: Kurtarıcılık.
Theodicty: İyiliğin var olması için kötülüğün gerekli olduğunu savunan felsefe.
Arcadia: Eski yunanda saf ve mutlu insanların oturduğu rivayet edilen dağlık bir ülke.
Millenerian: Kıyametten önce bin yıllık bir huzur ve barış yaşanacağı inanç.
Hyper borean: Kuzey dağları ötesindeki sonsuz bolluk ve ışık ülkesinde yaşayan insanlar.
Melioriz: Dünyanın doğa olarak daha iyiye gittiği, özelliklede insan çabasının bunu gerçekleştirebileceği yolundaki inanç
Messiah: Bir halkın, bir ülkenin beklenen kurtarıcısı.
Messianizm: Kurtarıcılık.
Theodicty: İyiliğin var olması için kötülüğün gerekli olduğunu savunan felsefe.
Arcadia: Eski yunanda saf ve mutlu insanların oturduğu rivayet edilen dağlık bir ülke.
Millenerian: Kıyametten önce bin yıllık bir huzur ve barış yaşanacağı inanç.
Hyper borean: Kuzey dağları ötesindeki sonsuz bolluk ve ışık ülkesinde yaşayan insanlar.
not bu kavramları yazmaya üşenmiştim ama sağolsun aşağıdaki adreste kitap özetlenmiş :)
Gençlerle Başbaşa - Ali Fuat Başgil
| Gençlerle Başbaşa-Ali Fuad Başgil |
Yazar : Ali Fuad Başgil
Tür : Deneme
Yayınevi:
Sayfa : 80
Ek özellik:
Açıklama : Ali Fuad Başgil´in bu eseri, yayınlandığı günden bu yana defalarca basılmış ve her nesile ayrı ayrı seslenmiştir. Büyük-küçük her insana verdiği ve vermeye devam edeceği şeyler şimdi olduğu gibi, nesiller boyu da devam edecektir. Kendisinin de belirttiği gibi "Bu kitap, sadece fikri çalışma atölyesinin genç ve tecrübesiz çırakları için faydalı olabilecek bir rehberdir." Gerçi her ne kadar kendisi böyle söylese de, bu kitap genç ve tecrübesiz çıraklara da rehber olmakla beraber, yaşlı ve tecrübeli ustaların da rehberi olabilecek kıvamdadır. Özellikle, seçilen konuların ve yazarının dostane üslubuyla bu nadide eser, nesillere daima ilham olabilecek yapıdadır. Yine yazarın deyimiyle: "Geleceğin ümidi olan gençleri, bunalımdan, iradesiz ve cesaretsiz yaşamaktan kurtaracak olan bu kitap; başarılı olmanın sırlarını göstermektedir." Bu doğrultuda güzel de bir rehber olacaktır.
Yorum : Mutalaka okunmalı. Özellikle liseden çıkıp üniversiteye başlayan gençliğin okuması gerekli. Böylece üniversite yıllarında ne yapmalı ne yapmamalıyı planlayacak ve hayatının en verimli dönemini rastgele geçirmeyecektir. Yoğun bir dönemde olduğumdan diğer yorumları daha sonra ekleyeceğim.
4 Ocak 2014 Cumartesi
Yaşamın Sırrı DNA - Bahri Karaçay
| Yaşamın Sırrı DNA -Bahri Karaçay |
Yazar : Bahri Karaçay
Tür : Populer Bilim
Yayınevi: Tubitak Populer Bilim Kitapları
Sayfa : 360
Ek özellik: Bahrikaracay.com
Açıklama :
1953 yılında DNAnın keşfedilmesi insanlık tarihinde yepyeni bir sayfa açtı. Aradan geçen sürede genetik bilginin ve biyolojik sistemlerin nasıl çalıştığını öğrenmekle kalmadık, izleyici koltuğundan kalkıp canlıların yaşam kodunu değiştirerek yaşam süreçlerine yön verebilir hale geldik. Gen tedavisi ile hastalığa sebep olan genlerin yerine sağlıklı kopyalarını aktarıp tedavi sağladık. İnsan kök hücrelerini elde ettikten sonra, vücudumuzu oluşturan hücrelere ve dokulara dönüşüm programlarını öğrenerek insan ömrünü uzatma yönünde önemli çalışmalar yapmaya başladık. 2000de insanın yaşam sırrını içeren genetik kodunu okumayı başararak, her alanda etkilerini göreceğimiz yepyeni bir çağın kapılarını aralamış olduk. Artık her yeni doğan bireyin, altı milyar harfle yazılmış bir "kullanım kılavuzuyla" birlikte dünyaya geldiğini biliyoruz.(Arka kapaktan)
Yorum :
Okuyucu sıkmayan, rahat bir dille yazılmış. Çok fazla bilgi yüklemeden ama sığda bırakmadan anlatılmış.
Güncel bilim gayet anlaşılır açıklanmış. Mesala:
Dolly ve kopyalama konusu.
Türlerin kökeni Afrika kısmı gayet bilgilendirici.
Kök Hücre bölümü çok güzel
Gen tedavisi bölümü baya bilgilendirici
Baya hızlı ve kolay okudum.
Sırf genel kültür olsun, neymiş şu DNA, genler, genetik derseniz okuyun bence.
13 Ağustos 2012 Pazartesi
Çocuklarla Doğru İletişim - Sabiha Paktuna Keskin
| Çocuklarla Doğru İletişim - Sabiha Paktuna Keskin |
Yazar : Sabiha Paktuna Keskin
Tür : Eğitim Yayınevi: Boyut
Sayfa : 111
Ek özellik:
Açıklama :
Aile ve çocuk arasında köprü oluşturmayı amaçlayan Çocuklarla Doğru İletişim kitabı, çocuğun davranış dilini aileye tercüme ediyor, çocuğun anlaşılmasını kolaylaştırırken yanlış anlaşılmasının önüne geçmeye çalışıyor. Aile-çocuk ilişkisinde yılların heba edilmesini önlemeyi misyon edinen kitap, yetişkin davranışlarına da ayna tutmayı ihmal etmiyor. (arka kapaktan)
Yorum :
Anne-çocuk diyologları ile süslenmiş bir kitap. Güzel bir kitap.
Çalışan Anne ve Çocuğu "Anne iş'te"- Sabiha Paktuna Keskin
| Çalışan Anne ve Çocuğu: "Anne iş'te"- Sabiha Paktuna Keskin |
Yazar : Sabiha Paktuna Keskin, Prof. Dr.
Tür : Eğitim- Çocuk Eğitimi
Yayınevi: Boyut
Sayfa : 119
Ek özellik:
Açıklama :
Çalışan annelerin sıklıkla karşılatığı problemler ve çözümleri, doğru bilinen yanlışlar, çocukla iletişim kurmanın ipuçları...
Çalışan anneler ve çocukları için…
Prof. Dr. Sabiha Paktuna Keskin’in tüm bilgi birikimini okuyucularıyla paylaştığı Çöp Çocuk Serisi “Anne İş’te” adlı kitapla devam ediyor.
Kitap, Çalışan annenin çocuğu ile kaliteli zaman geçirebilmesine, ondan ayrı kaldığı zamanları hiç ayrılmamışçasına yaşamasına yardımcı olmaya çalışıyor. Büyük bir ustalıkla kaleme alınan “Anne İş’te” çocuklarını tanımak, neyi neden yaptığını anlamak isteyen ebeveynler için yanlarından ayıramayacakları bir başvuru kaynağı… (arka kapaktan)
Yorum : Güzel, akıcı, hoş bir kitap. Bilimsel açıklamaların yanında, yaşanmış bolca örnek anlatılıyor. Hatalar ve doğrular için güzel anne-çocuk diyogları var.
- çocuk annenin kokusunu, anne karnında iken öğreniyormuş. Onu bir şekilde kodluyor.
Her Şey Çocuğum İçin - Vahdettin Yaşar
| Her Şey Çocuğum İçin -Vahdettin Yaşar |
Yazar : Vahdettin Yaşar, Uzman Psikolojik Danışman
Tür : Eğitim- Çocuk Eğitimi
Yayınevi: Elit
Sayfa : 183
Ek özellik:
Açıklama :
Bu kitabım; çocuk yetiştirmenin zorlukları, önemi ve bu gelişim sürecinde anne ve babalar ve çocuklarımızı yetiştirecek kişilerin nelere dikkat etmesi gerektiği konusunda bizlere rehberlik ediyor.
Anne baba olmak, çocuk yetiştirmek, bir insanı eğitmek; insanın dünyada yapabileceği, en önemli ve kutsal görevdir. Anne ve baba olmak sadece zor değil, aynı zamanda düşündürücüdür de. Çok heyecan verici, tatmin edici ve de zaman zaman hayal kırıklığı meydana getiren bir görevdir. Sonuçları bu kadar önemli olmasına rağmen bu konuda çok az eğitimimizin olması, işi daha da zorlaştırmaktadır.
Muhasebe işi yapıyorsanız ve hesaplar denk gelmezse, geç vakitlere kadar oturur, hatanızı bulur ve düzeltirsiniz. Aşçılık yapıyorsanız ve yemeği yaktıysanız, bir dahaki sefere dikkat eder, yemeği yakmazsınız. Ama anne ve baba olarak hata yaparsanız, hayatta en çok sevdiğiniz kişi -çocuğunuz- bütün hayatı boyunca acı çekebilir. Çocuğunuzla ilişkiniz bozulabilir, evliliğiniz sarsılır. Çok yaramaz, haşin, söz dinlemez çocuklarınızın olması, bazı arkadaşlarınızla ilişkilerinizi etkileyebilir. Tamamen yalnız kalabilir, kendinize güveninizi kaybedebilirsiniz.
En ciddi ve önemli meslek olan anne babalık, aynen sanat hayatında olduğu gibi, ince ve derin düşünmeyi, sabır ve şefkatle hareket etmeyi gerektirir. Yapılacak en küçük hataların bile bedeli çok büyüktür. Bu yüzden, kişilerin çocuk sahibi olmaları, tek başına, onları anne baba haline getirmez. Annelik ve babalık, sorumluluk sahibi olmaktır. Çocuk gibi değerli, ama aciz bir emaneti omuzlamaktır.
Dünyanın her yerinde bir çocuğa sahip olan anne ve babalar, aynı sorulara cevap aramaktadır: Çocuğumu nasıl daha iyi yetiştirebilirim? Çocuğuma bağırmadan, söylenmeden, yalvarmadan, onu incitmeden en etkili bir şekilde nasıl yetiştirebilirim? Çocuğumu topluma nasıl yararlı bir birey haline getirebilirim? Çocuğuma nasıl yardımcı olabilirim? Çocuğumun hataları karşısında nasıl daha sabırlı, anlayışlı olabilirim? gibi benzer sorularla cevap aramaktadırlar.
Sağlıklı bir nesil yetiştirmenin temeli, şüphesiz ruh sağlığı yerinde, kendisi ve çevresi ile uyumlu; kendisinde var olan kapasitesini tanıyabilen, çevresinde olup biteni anlayan, anlamlandıran, yorumlayabilen ve bu doğrultuda harekete geçen çocuklar yetiştirmekler gerçekleşir.
Yapılacak en küçük hataların bile bedeli çok büyük olabilir. Bu yüzden anne-babalar; kararlılıkla, sabırla, şefkat ve inançla bu zor eğitim sürecini aşmak zorundadırlar.
Bu kitabımda; sakin, anlayışlı ve sevecen bir anne-baba olmanıza yardımcı olacak pratik bilgileri ve etkili önerileri bulacaksınız.
kaynak: http://www.vahdettinyasar.com/index.php/her-ey-cocuum-cin
Yorum :
Kitabı okuyalı 2 sene oldu :(, ama yazmaya bir türlü elim değmiyordu. Gözüme çok batmaya başladı artık yazayımda kurtulayım, zihnimi meşgul etmesin diyerek giriştim yazmaya.
Kitaba dair kafamda hiç bir şey yok malesef, demek benim için silik bir kitapmış. Tekrar bir konuları gözden geçirdim, bilinen şeyleri çokta farklı olmayan tarzda özetlemiş diye düşündüğüm aklıma geldi.
Başarılı bir anne-baba olmak için ipuçları bölümü hızlıca bi gözden geçirilebilir diye düşünüyorum. Bu bölümü eşime de okutsam iyi olur diye düşündüm şu an.
Kitabın çok sayfa olduğuna bakmayın, bol boşluklu, büyük yazılı bir kitap. Hacmi kadar içeriği yok yani.
7 Haziran 2012 Perşembe
Yöntem Üzerine Konuşmalar - Rene Descartes
| Yöntem Üzerine Konuşmalar -Rene Descartes |
| Yöntem Üzerine Konuşma -Rene Descartes |
Eser Adı: Yöntem Üzerine Konuşmalar
Yazar : Rene Descartes
Tür : Deneme
Yayınevi: ALTER YAYINCILIK - MORPA KÜLTÜR YAYINLARI
Sayfa :
Ek özellik:
Açıklama :
Yöntem Üzerine Konuşmalarda hep karmaşıktan basite inerek, gerçeği kuşatmaya yarayacak kuralları bir bir saydı. Felsefeyi, bütün İnceleme kitaplarının Latince yazıldığı bir çağda, Fransızca yazarak ve "Sağduyu dünyada en iyi bölüştürülmüş şeydir" diyerek, herkesin, anlayabileceği bir duruma indirgedi. Descartes her tür araştırmanın pratik niteliği üzerinde ısrarla durur. Ona göre en önemli bilimlerden mekanik, insanlara yardım edecek makineleri yapma sanatı; tıp, vücudu ve ruhu tedavi etme sanatı; ahlâk, mutlu yaşama sanatıdır.
Kesin olan bir şey var.
Bir şeyin doğruluğundan şüphe etmek.
Şüphe etmek düşünmektir.
Düşünmekse var olmaktır.
Öyleyse var olduğum şüphesizdir.
Düşünüyorum, o halde varım.
İlk bilgim bu sağlam bilgidir.
Şimdi bütün öteki bilgileri bu bilgiden çıkarabilirim.
Tek bildiğim hiç bir şey bilmediğimdir.
Cogito Ergo Sum Je pense, done je suis SİT (Alter Yayıncılık açıklama)
René Descartes’ın 1637’de yayımlanan Yöntem Üzerine Konuşma’sı, dünya felsefe literatürünün en çok ses getirmiş eserleri arasında yer alır. Kitap Avrupa düşünce tarihinin temel taşlarından biridir.
Descartes’ın felsefesine göre; insan görüşleri çeşitlidir ve hiç kimse de doğruyu söyleyememektedir. Ancak herkes doğruyu bulduğunu sanmaktadır. Nesnel fikirlere karşı yoğun bir şüphe duyan Descartes, "2’yi 3’e her ekleyişimde aldanmıyor muyum acaba?" diyerek, öznel yargılardan da şüphe ettiğini gösterir. Descartes’a göre şüphe etmek demek, düşünmek demektir: "Düşündüğümden eminim, zira bundan şüphe etmek için yine düşünmek lâzımdır." Demek ki, şüpheyi şüphe dışına atacak olan tek gerçek, "Düşünme"dir. İşte Descartes’tan başlayan Yeniçağ felsefesinin taşı budur ki, "Madem ki düşünüyorum, öyleyse varım-cogito ergo sum" gerçeği, bu şüphenin zorunlu bir sonucudur. (Morpa Yayın açıklama)
Çevirmenden:
Bu kitapta yöntemle ilgili pek çok sorun ele alınır, ancak yalnızca yöntemin uygulamalı yanıyla ilgilenilir, köklü bir yöntem araştırmasına gidilmez. Kitapta on ikişer kuralı içeren üç bölüm olacaktır. Ne var ki filozof ilk on sekiz kuralı incelemiş, onları izleyen üç kuralı bildirmiş ama incelememiş, kalanına hiç dokunmamıştır.
http://dusundurensozler.blogspot.com/2007/11/descartes-yntem-zerine-konuma.html
Yorum :
Öncelikle bitiremediğimi (sanırım çok çekici gelmedi, bi sayısalcı olarak felsefe beni çekmiyor galiba) söylemeliyim. Zor bir metin. Sadece okumak değil düşünmek gerektiriyor.
bazı pasajlar:
Etiketler:
Dünya Klasikleri,
Felsefe,
Kitaplar,
Rene Descartes
28 Ocak 2012 Cumartesi
Tarihi Değiştiren Kadınlar - Ali Çimen
| Tarihi Değiştiren Kadınlar -Ali Çimen |
Eser Adı: Tarihi Değiştiren Kadınlar
Yazar : Ali Çimen
Tür : İnceleme-Araştırma
Yayınevi: Timaş
Sayfa : 350
Ek özellik:
Açıklama :
Tarihi değiştiren, dünyayı titreten kadınlar!
“Geçmişe baktığımızda, erkek egemen bir seyrüseferin hüküm sürdüğünü görürüz. Kılıç kuşanıp fetih yapan, çağ açıp çağ kapatan, yaptığı bir konuşma ya da aldığı kararla kitleleri coşturan, atomu parçalayarak insanoğluna sınırsız enerjinin kapılarını açan, bazen kabul etmek istemesek de, çoğunlukla erkekler olmuştur. Peki bu, tarihin beyaz perdesinde hep erkeklerin başrol oynadığı anlamına mı gelir? Ne yani, kadınlara düşen rol, her zaman ‘en iyi yardımcı oyuncu’ rolü oynamak mıdır? Tabii ki hayır. Yüzyılların üzerine oturduğu mayınlı tarih tarlasından sıyrılıp çıkan öyle kadınlar olmuştur ki, teşbihte hata olmaz, o çok ‘bilindik’ erkekler, bu kadınların azametlerinin gölgesinde bile terlemeden edememiştir!”
Gazeteci yazar Ali Çimen “Tarihi Değiştirenler” dizisinin son kitabı Tarihi Değiştiren Kadınlar’a böyle başlıyor ve 30 ünlü kadını sayfalarında konuk ediyor.
Bu 30 kadın arasında
-Mısır İmparatoriçesi Cleopatra,
-ünlü kadın casus Mata Hari,
-Nobelli Madam Curie,
-Osmanlı İmparatorluğu’nun bir dönemine damgasını vurmuş ‘iktidar avcısı’ Hürrem Sultan
gibi isimler de var; insanlığın özgürlüğe giden yolda devrim niteliğinde adımlar atmasını sağlayan
-siyahi kadın eylemci Rosa Parks,
-Tom Amca’nın Kulübesi isimli romanıyla Amerika’daki kölelik kurumuna kalemiyle savaş açan Harriet Beecher Stowe da.
-Bir fabrika işçisiyken kendisini uzayda bulan Tereşkova ve okyanusları aşan havacılık sevdasıyla hayatını uçmaya adayan Amelia Earhart da yüksek tempolu hikâyeleriyle listede yerlerini alıyor.
Kitabın önemli bir bölümü de iktidar peşinde koşan kadınlara ayrılmış:
-Pakistan’ın ve aynı zamanda İslam coğrafyasının ilk kadın Başbakanı Benazir Butto;
-düşman kardeşi Hindistan’da yine ailece ülke siyasetine damga vurmuş, ülkesinin ilk Başbakanı İndira Gandi;
-Fransa’ya 40 yıl boyunca hükmeden İtalyan Catherine de Medici;
-Rusya’yı çağının en güçlü ülkelerinden biri yapan Alman kökenli Katerina;
-İngiltere’den Kraliçe Elizabeth, Kraliçe Victoria ve onların bıraktığı yerden bayrağı devralarak İngiltere’yi bir küresel aktöre dönüştüren ‘Demir Lady’ Margaret Thatcher.
İktidarda olan kadınların yanı sıra iktidarda olan erkeklerin yanındaki ihtiraslı kadınlara da şahitlik ediyor tarih ve dolayısıyla kitap da.
-Komünist Çin’in en korkulan simalarından biri olan Jian Qinq ya da daha çok bilinen ismiyle Bayan Mao;
-oğlunu padişah yapmak için bir diğer oğlunu kurban eden Kösem Sultan ve
-Arjantin Devlet Başkanı Juan Peron’u efsaneye dönüştürme yolunda kendisi bir efsane olan Eva Peron.
Kitap ayrıca, bol görsel malzemesi, Hürrem ile Kanuni arasında gelip giden aşk mektuplarından satırlar, Simone de Beauvoir ve Jean Paul Sartre’ın ölümsüz aşkı ve bu 30 kadının gündelik hayatlarına ilişkin daha birçok ayrıntılı ile adeta kahramanlarını ete kemiğe büründürüyor.
Notlar: kaynak http://www.timas.com.tr/kitaplar/tarih/populer-tarih/tarihi-degistiren-kadinlar.aspx
I. Elizabeth İspanyol hanedanına karşı Osmanlı’nın himayesindeydi. Sultan III. Murad “Siz dahi südde-i sa’adetime ita’at ve inkıyada sabit-kadem olup, ol caniblerde vakıf ve muttali olduğunuz ahbarı arz ve ila’m etmekden hali olmıyasız” diyordu Kraliçe’ye. Buna karşılık o da III. Murad’ın annesi Nurbanu Sultan ve eşi Safiye Sultan’a hediyeler gönderiyordu.
Jeanne d’Arc Orleans’ta başına geçtiği Fransız ordusu ile İngilizleri hezimete uğrattığında henüz 17 yaşındaydı.
Kösem Sultan torunu IV. Mehmet’i tahta geçirmek için oğlu I. İbrahim’i gözünü kırpmadan katlettirdi. Ancak daha sonra IV. Mehmet için de sinsi planlar yaptığını sezen Turhan Sultan, kayınvalidesi için Başlala Uzun Süleyman Ağa’ya kısa ve net bir emir verdi: “Kösem’i canlı görmek istemiyorum!”
Osmanlı sultanlarına Rusya namıma kök söktüren, ülkesini kısa zamanda modernleştiren Büyük Katerina aslen Almandı.
Feminist düşünür Simone de Beauvoir hayatı boyunca bir adamı aşkla sevdi: Jean Paul Sartre
Çin Kültür Devrimi’nin silahlı gücü Kızıl Muhafızlar’ı kuran Mao değil, eşi Jiang Qing idi.
1981’de Altın Mabed’i ele geçiren Sihleri acımasızca bastıran İndira Gandhi bir şeyin farkında değildi: Yakın korumalarından ikisi Sihti ve onu ortadan kaldırmaya niyet etmişlerdi.
Arjantin’in efsane First Lady’si hayatını kaybettiğinde 33 Eva Peron’un naaşı ülkesine eşi Hugo’nun kendisinden sonra evlendiği Isabel Peron tarafından getirildi.
Yazarın Tarihi Değiştiren kitap serisi ile alakalı bir ropörtaj.
Yorum :
Okuması zevkli güzel bir kitap. Ciddi bir genel kültür birikimi oluşturuyor. Adını duyduğunuz ama size bişeyler çağrıştırmayan isimlerin hakkında bilgi sahibi oluyorsun. Velhasıl hoş bir kitap.
Kitaptan bazı analizlerde eklemeyi düşünüyorum :) yakında...
Etiketler:
Ali Çimen,
İnceleme-Araştırma,
Kişiler,
Kitaplar,
Tarih
12 Ocak 2012 Perşembe
Hikayelerim - Necip Fazıl Kısakürek
| Hikayelerim-Necip Fazıl Kısakürek |
Eser Adı: Hikayelerim
Yazar : Necip Fazıl Kısakürek
Tür : Hikaye
Yayınevi: Büyük Doğu
Sayfa :288
Ek özellik:
Açıklama :
Necip Fazıl Kısakürek’in 1925 yılından başlayarak çeşitli gazete ve dergilerde yayınlanmış ve bir bölümü 1933′de “Bir Kaç Hikâye Bir Kaç Tahlil”, bir kısmı da 1965′de “Ruh Burkuntularından Hikâyeler” ismi altında kitaplaşmış, bütün hikâyeleri…
1983′de “b.d. yayınları” tarafından eksiksiz olarak bütünleştirilmiş ve son şeklini almıştır.
Yorum :
Çok çekici olmadığını söylemeliyim. İlk okumaya başladığımda tamamlayamadan bırakmıştım. Yeniden ele aldığımda bırakma hissi tekrar doğdu. Ama bu sefer bırakmak zoruma gitti :) ve mecburen bitirdim.
Bazı hikayeler sanki birbirin tekrarı hissi veriyor. Bazıları aynı hikayenin bölünmüş parçaları gibi, mesela hasta kumarbazın baş kahraman olduğu kısımlar. En nihayet hasta kumarbaz ölüyor ve hikayeler bittiyor :)
Gerçi Necip Fazıl'ın uzun uzun düşündüren cümlelerini göz ardı edersem ayıb olur. Her ne kadar okumakta zorlansamda hoş pasajları elbetteki var. Mesala bir "el"ler bölümü var. Suçlu sandalyesindeki sanığa "Yüzümden anla" dedirttiği hikaye var. Hele bi Vicdan hikayesi var, anlatılmaz yaşanız :).Bunlar gibi müthiş bölümlerin hakkını yemeyeyim.
Siyah Kehribar - Tarık Buğra
Siyah Kehribar-Tarık Buğra |
Eser Adı:Siyah Kehribar
Yazar : Tarık Buğra
Tür : Roman
Yayınevi: Ötüken Neşriyat
Sayfa : 319
Ek özellik: +18
Açıklama :
Yazarın ilk romanıdır. Türkiye’yi ve Türk insanını çok iyi tanıdığını sonraki kitaplarında ispat eden yazar bu kitabında sadece “insan”ı ele alır.
Kitabın ilk baskısının önsözünde Mümtaz Turhan şöyle der: “Tarık Buğra’nın burada iddiasız görünüşüne rağmen büyük bir tezi, “Yirminci asrın hüznü” dediğimiz hastalığı, ele aldığını sanıyorum. Günümüzün trajedisi romandaki maceralara bir fon müziği gibi baştan sona refakat ediyor.” Hikâye, Mussolini’nin İtalya’sında geçmektedir.
Kişiler :
1- .... : Sanat Tarihi doktorası yapan bir türk
2- Melina: yazarın kız arkadaşı
3- Fernando: Siyah Kebribar ile tanıştıran ve romanın sonunu oluşturan kahraman.
4- Barbaryo ve Leanardo: oğul ve baba, ikiside bir hiç uğruna öl(dürül)ür.
Yorum :
Küçük Ağa ve Osmancık kitapları ile yazarla tanıştı iseniz bu size sanki yazara ait değilmiş hissi verebilir. Ben şahsen öyle oldum.
İtalya'daki eski hatıralarını anlatıyor kahramanımız. Sürekleyici diyebilirim. Bazende fazla betimleme yapıyor. Hızlı atladığım pasajları olmuştur.
ha bu arada bazı pasajları +18 bence :)
Bazende şöyle düşündürüyor: Acaba bu zat hangi ara doktorası ile ilgileniyor. Hiç vakit ayırmadan da sanat tarihi doktorası yapılabiliyormuş demekki :)
Not: Siyah Kehribar, Karakehribar oltu taşının bir adı imiş aynı zamanda.
9 Aralık 2011 Cuma
Toprak Ana - Cengiz Aytmatov
| Toprak Ana -Cengiz Aytmatov |
Eser Adı: Toprak Ana
Yazar : Cengiz Aytmatov
Tür : Roman
Yayınevi: Ötüken
Sayfa : 143
Ek özellik:
Açıklama :
Toprak Ana, ünlü yazar Aytmatov'un en güzel romanlarından biridir.
Bu eserde, savaş meydanında eşini ve üç oğlunu kaybeden kahraman bir ananın, zor zamanlarda dişi-tırnağı ile işlediği, kanı ve teriyle suladığı toprakla dertleşmesini okuyoruz. İnsan sevgisinin, çalışkanlığın ve fedakârlığın nasıl kutsal bir yüceliğe ulaştığını en çarpıcı örnekleriyle görüyoruz.
Yetiştirdiği buğdayı kendisine bir avuç ayıramadan cephedeki asker için gönderen Kırgız köylüsünün İkinci Dünya Savaşı sırasında çektiği sıkıntıları, acıları da film seyreder gibi görüyoruz.
Bu kadar da değil... Aytmatov, güçlü kalemiyle, aşk ve nefreti, iyi ile kötüyü yüzleştiriyor, okuru heyecandan heyecana sürüklüyor ve düşündürüyor. (Arka Kapaktan)
Erkekleri askere alınan köylerde geride kalanların çektiği sıkıntılar etkileyici bir üslupla anlatılır. Eldeki yetersiz yiyeceğin muhtaç olandan başlanarak dağıtılması, dört gözle beklenen hasat zamanları, umutların hasat zamanına ertelenmesi, savaş yüzünden ürünün hemen hepsinin merkezden istenmesi, boşa çıkan umutlar, yine açlık, sefalet, bir yandan cepheden gelen ölüm haberleri, umutsuz bekleyişler, savaşın uzun sürmesi üzerine aşağı çekilen cepheye çağrılma yaşı, yine gidenler, ayrılıklar, gözyaşları... Yani tek kelimeyle ve bütün zulmetiyle; savaş. (Ötüken'den)
Kişiler :
1- Tolganay
2- Suvankul
3- Kasım ve Aliman: ilk oğlan çocuk ve eşi
4- Caynak:
5- Mayselbek:
Yorum :
Herzaman ki güzel anlatımı ile Aytmatov'dan harika bir eser.
Cengiz Han'a Küsen Bulut - Cengiz Aytmatov
| Cengiz Han'a Küsen Bulut -Cengiz Aytmatov |
Yazar : Cengiz Aytmatov
Tür : Roman Yayınevi: ÖTÜKEN NEŞRİYAT
Sayfa : 112
Ek özellik:
Açıklama :
Ünlü yazar Aytmatov'un bu son romanı, aslında "Gün Olur Asra Bedel' adlı romanın içinde yer alması gereken ve onu tamamlayan uzunca bir bölümdür. Fakat, on yıl kadar önce kaleme alınan o eserde, KGB'yi en çarpıcı örneklerle en ağır bir şekilde suçlayan bu bölüme izin verilmemiş, ya da Aytmatov bunu, "Dişi Kurdun Rüyaları"adlı daha sindirici romanını yazdıktan, bugünkü ortama ulaşıldıktan sonra ayrı bir roman halinde yayınlama fırsatını beklemiştir.
Bugün heykelleri yıkılmakta olan Dzerjinski'nin kurduğu KGB için iktidar, daha doğrusu bu örgüt, hiç söndürülmeden yanması gereken bir sobadır. Bu sobanın yakıtı yalnız insandır. Yaş, kuru ayrımı yapılmadan insanlar yakılacaktır ki soba sönmesin... Bu son romanında Aytmatov, "Gün Olur Asra Bedel'in kahramanlarından biri olan öğretmen Kuttubayev'in nasıl öldüğünü anlatıyor. Oysa, sözünü ettiğimiz büyük romanda resmi makamlar onun kalp sektesinden öldüğünü bildirmişlerdi.
Kuttubayev'i suçlayan askerî savcı (KGB) en önemli delil olarak onun, Cengiz Han'la ilgili bir efsaneyi kaleme almış olmasını gösteriyor. Bu efsane, Avrupa'yı fethe giden Cengiz Han'ın Sarı- Özek'ten geçerken iki sevgiliyi idam ettirmesi olayıdır. Bu, hem çok güzel bir aşk hikâyesi hem de "diktatör karşısında bireylerin durumu" gibi evrensel bir konunun işlenmesidir. Anlatan Aytmatov olunca, orada, masal ve efsane aracılığıyla geçmişimizi, günümüzu hatta geleceğimizi apaçık görebiliyoruz. (Arka Kapaktan)
Kişiler :
1-Abutalib Kuttubayev: Savaşte esir olmuş, kurtulmuş ama kendi memleketinde düşencelerinden dolayı mahkum olmuş bir öğretmen.
2- Tansıkbayev: Stalin ve rejimine yaranmak ve kendi mevkisini arttırmak için suçlayacağı kişiler yarayan bir sorgu yargıcı
Yorum :
Cengiz Aytmatov'un güzel anlatışı ile okunmayı hak eden bir eser.
Güzel pasajlar:
-Sovyetlerin menfaatleri insanların menfaatlerinden daha üstündür. Tansıkbayev rejimin ne kadar önemli oldugunu anlatmak için şöyle der: " Devlet bir sobadır ve yakıtı da yalnız insandır. Yakılacak insan olmazsa soba söner. Sönen, yanmayan sobanın hiç bir faydası yoktur. Ama öte yandan bu insanlar devlet olmadan yaşayamazlar:Sobayı tutuşturan ve yakan onlardır."
Şu bağlantıdaki eser analizinden seçmeler:
-Tansıkbayev Abutalip'in derledigi "Mankurt" hikayesi ve " Sarı-Özek Kurbanları" adlı efsaneyi aynı konular dolayısıyla açılan diğer davalar da oldugu gibi burada da uzmanlara inceletip Abutalip'i suçlayacak kanıtlar bulmaya çalışır.
-Tansıkbayev bu efsaneleri yazmakla Abutalip'in yararsız ata dilini canlandırmak, milletin asimile olmasını önlemeye çalışmak, iktidarı kötülemek ve bireylerin çıkarlarını devletin çıkarlarından üstün tutmaktan dolayı, onu tutuklar.
-Abutalip rejimin yaşaması için kurban edilir, Erdene ve Togulan'ı ise Cengiz Han, iktidarının zayıf1ayacağı, kudretinin azalacagı, halkın küstahlaşacagı ve saygısızlıgının artacagı korkusuyla öldürttir. Hem Stalin hem de Cengiz Han sırf hükümdarlıklarmı sürdürebilmek için masum insanları öldürttirler. Arada yüzyıllarca fark olsa da zalimler ve onların yaptıgı zulümler devam etmektedir. Ama her iki hükümdar da aynı akıbete ugrarlar ve Cengiz Han'ın kurmak için uğruna binlerce insanın kanını döktüğü imparatorluk gibi Stalin'in başında oldugu Sovyetler Birliği de yok olmaya mahkumdur. Nitekim öyle de olmuştur.
2 Ekim 2011 Pazar
Genom Bir Türün Yirmi Üç Bölümlük Otobiyografisi - Matt Ridley
| resim |
| Genom Bir Türün Yirmi Üç Bölümlük Otobiyografisi -Matt Ridley |
Yazar : Matt Ridley
Tür :
Yayınevi: BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ YAYINEVİ
Sayfa : 386
Ek özellik:
Açıklama :
Francis Crick, 28 Şubat 1953'te DNA'nın yapısını çözdüğünde şöyle demişti: "Hayatın sırrını keşfettik." Ancak bu sırrın ne olduğunu anlamamız uzun bir süre daha alacak, yüzyılımızın en önemli bilim dallarından birisi genetik olacaktı.
İnsan genomu, 23 çift kromozomdan oluşan bir pakettir. Matt Ridley bu paketi açıyor ve ortaya dökülen ama genetik dilinde yazılmış pek çok sırrı bizim anlayacağımız bir dile tercüme ediyor. İnsan genomunda "genetikçe" yazılmış bu "yazılar" aslında türümüzün biyolojik tarihinin kaydını, başka bir deyişle otobiyografisini oluşturuyor. Kökenlerimiz, evrimimiz, doğamız ve zihnimiz hakkında çarpıcı bilgiler veren yazar Matt Ridley, yepyeni soruların ve yepyeni cevapların eşiğinde bir kuşak oluşumuza dikkat çekiyor.
Genetik mirasımız kaderimiz mi? Yoksa genetik determinizm bir mitten mi ibaret? Bir katilin işlediği cinayetin sorumluluğu ailesindeki genlere yüklenebilir mi? Yoksa işimize gelmediğinde özgür irade sahibi olmaktan vazgeçmeye hemen hazır bir tür müyüz? Gen tedavisinden mucizeler beklememiz ne kadar gerçekçi?
Genom'da merak ettiğiniz bu ve benzeri pek çok soruya yanıt bulacaksınız.
Genom'u okudukça şempanzelerle genetik benzerliğimizin %98 olması en azından bazılarımızın onuruna daha az dokunacak gibi görünüyor. (Arka Kapak)
Kişiler:
Erasmus Darwin: organik hayatın nedeni, aynı tür canlı "iplik". Meşhur Darwin'in büyük babası
Charles Darwin: Türlerin kökeni, evrim
Francis Crick, James Watson, Maurice Wilkins
- 1953 Francis Crick ile James Watson, DNA molekülünün yapısını keşfetti.
- 1962 The Nobel Prize in Physiology or Medicine 1962
Francis Harry Compton Crick, James Dewey Watson and Maurice Hugh Frederick Wilkins
"for their discoveries concerning the molecular structure of nucleic acids and its significance for information transfer in living material"
Aldığım notlar:
Kromozom 1:
- Önce DNA mı, yoksa RNA mı vardı. DNA mı RNA ları yapıyor, yoksa RNA'lar mı DNA yı yapıyor?
- Protein bir genin başka bir gen yapma yoludur ve gen, bir proteinin başka bir protein yapma yoludur.
- 5S RNA, 120 harften oluşur.
- LUCA: Last Universal Common Ancestor, evrensel ortak ata
- Kuyruksuz maymunlarda( şempanze, goril) 24 kromozom var. Bizde 2 kromozom birleşmiş ve 23 kromozoma düşmüş-https://eksisozluk.com/insanin-ikinci-kromozomunun-hikayesi--2716715
- 1921, Teophilus Painter, insanda 24 kromozom saymış, 1955'e kadar da böyle kabul edilmiş.
- 1955 te Tjio ve Levan 23 çift kromozom gördüklerini açıklıyorlar ve 24 çift kromozom denilen resimler de aslında 23 olduğunu gösteriyorlar.
- Gut Hastalığı, alkaptonüri proteini, siyah idrar, Archibald Garrod
- Mendel, Kalıtım sıvıların-kanın karışması gibi birşey değil. Sert, bölünmeyen, küçük mermer parçalarınıngeçici olarak birleşmeleri gibi birşey. Sıvı olsa nadir olanın nesilden nesile oranı azalırdı ama bir genetik özellik bir nesilde kayboldu görünürken, diğer bir nesilde yeniden çıkabiliyor sy 46-47.
- Arıda cinsiyet belirleme: haploid-diploid sy 48
- DNA'nın ilk kez saflaştırılması: 1869, Friedrich Miescher
- DNA'nın keşfi: Watson-Crick, 28 Şubat 1953, Eagle barı, "Hayatın sırrını keşfettik-discovered the secret of life"
Kromozom 4:
- wolf-hirschhorn sendromu, Wolf-Hirschhorn kromozom bölgesinde” (WHCR) (kromozom 4p16) homozigor delesyon
- CAGCAGCAG......, Huntington Hastalığı, HTT geni, CAG tekrar sayısı hastalığı belirliyor.
- Tanımlanan ilk dominant/baskın kalıtımlı hastalık
- Nancy Wexler, annesi huntington hastası, hastalığın genini bulmak için uğraşıyor. Hastalık için test geliştiriliyor. Test ile tekrar sayısı ve yaklaşık ölüm yaşı anlaşılabiliyor. Ama Nancy asla test yaptırmıyor. "Ne zaman öleceğini bilmek ister miydin, özellikle sonucu değiştirmek için hiçbir gücün olmadığında?
- Tebai şehrinin kör kahini(tiresias) :"Bilgi bir şey kazandırmadığında, bilge olmak üzücüdür".
- Yaşla birlikte etkisi artıyor, çünkü hücrede biriken glutamin (CAG) blokları hücre içinde birikiyor.
- CxG tekrarları farklı farklı hastalıklara sebep olur. Parçlanmaz protein öbekleri oluşturarak hücreyi ölüme götürür.Poliglutamin hastalıkları: CcG, CgG tekrarı Kırılgan X sendromu, CtG tekraraları miyotonik distrofi.
- Tekrar bölgleri DNA hairpin oluşturur. Kopyalama sırasında tekrar bölgelerinin sayısı artar.
Kromozom 5:
- ADRD2 Geni
- Atopi, Allerji, İmmunglobin E (IGE) testi, yüksek IGE allerjik reaksiyon belirtisi
- Mast Hücreleri:
- Astım, Amerikada izosiyanik tankeri kazasında bulunan polisler hayatlarının geri kalanını akut astım ile geçirmiş.
- TH1,TH2 hücreleri bağışıklık sistemi bileşenleri. Bağışıklık sistemimiz küçük yaştan itibaren toprakta bulunan mikro bakteriler tarafından eğitilecek şekilde düzenlenmiştir. Bu eğitim gerçekleşmediğinde sonuç allerjiye yatkın dengesiz bir sistem sy 78.
- IGF2R geni
- Zeka (IQ) testi, ırk ayrımı, öjenizim
- H.H Goddard, Amerikaylı göçmelere zeka testi uyguluyor.
- kişiliği şekillendiren genler mi yetiştirme ve eğitim mi? ABD, Bath ve Amy ikiz kardeş. Evlatlık veriliyor. 2 zıt çevre, 20 yıl sonra aynı oldukları görülüyor. İçgüdülerin gücü.
- Ana rahminde geçen zamanın zekaya etkisi doğum sonrası yapılan herşeyden 3 kat daha fazla.
Yorum :
Bir ara okudum, baya bir kısım. Sonra bırakmak durumunda kaldım. Sıkıcı olduğundan değilde ben vakit bulamadım, kütüphaneyede geri vermem gerekiyordu ondan :) Şimdi yeniden başladım. Bu sefer notlar alarak okuyorum, sizlerle paylaşmak için :)
nihayet bitirdim, kasım 2013. Kuzudan vakit kalmıyor malesef okumaya.
Kimler okumalı, genomu, DNAyı merak edenler. Moleküler biyologlar, tıpçılar, biyolojiciler ve biyoenformatikçiler... bazı zamanlar zorlayabilir ama genetik adına baya birşey anlatıyor.
Özellikle bilim adına yapılan bir çok insafsızca deneyden bahsettiği yerler bana ABD nin biliminin insanlık dışı olduğunu birkez daha gösterdi. Mesala ikizler üzerine yapılan çalışmlar, her çocuğu başka yerlere evlatlık vermeler. Yada cinsiyeti değiştirilen bir erkek ama sonunda yine kendi cinsiyetinde davranması vs vs...
son söz okumaktan zevk aldığım bir kitaptı.
Türk Basınında İnsan Genom Projesi
| Türk Basınında İnsan Genom Projesi -Nejat Akar, Iraz Haspolat |
Yazar : Nejat Akar, Iraz Haspolat
Tür :
Yayınevi: Ankara Üniversitesi Basımevi
Sayfa : 108
Ek özellik:
Açıklama : not: kitaba ait bir satış sayfası, bir tek olsun kapak resmi bulamadım :(
İncelenen Gazeteler: Hürriyet, Sabah, Akşam, Radikal, Cumhuriyet, Milliyet, Zaman, Posta, Yeni Şafak Kitaba pdf olarak buradan ulaşılabilir: http://acikarsiv.ankara.edu.tr/browse/3467/
Yorum :
Basının İnsan Genom Projesine bakışını anlamamı sağladı.
Ve basınımızın olaylara, en az anlamlı noktalardan baktığını bir kez daha gösterdi.
Ve anlamsız şeyler için günlerce yazılan ama neredeyse hepsi birbirinin aynı olan yazılar yazıldığını.
İnsan Genom projesinde yakalanan ve en önemlisiymiş gibi gösterilen konu insan ömrünün uzaması.... Resmen ağızlara sakız olmuş.
Oysa daha çok bu projenin ayrımcılıklara yol açılabileceği, iş alımlarında gen ayrımcılığı, sigorta primlerinde hastalıklı gen yüzünden yüksek prim talebi ve tabiki işin ahlak ve etik boyutu konuşulmalıydı ki kiatbta bi kaç yerde Avrupa ve ABD basınında bunlardan bahsedildiği söyleniyor.
Birde peki bizim üniversitelerimiz, araştırma merkezlerimiz, bilim adamlarımız ne yapıyor, biz genetik devriminin neresindeyiz diye bakan bi kaç yazı var.
Derya Sazak, Ulusal Genom Projesi
Mehmet Akif Aydın, Bilim Haritasının Neresindeyiz? (kitapta 28. Haziran olarak gösteriyor yazının tarihini ama internet arşivinde 30 haziranda buldum.)
Ayrıca kitapta biraz fazla şişirilmiş: büyük yazılar, paragraf arası boşluklar.
Gereksiz bazı köşe yazılarının tamamı vs vs.
ha şu işime yaradı internetten gazete arşivlerinde arama yapmadan, tümünü elimin altında bulmuş oldum.
15 Ağustos 2011 Pazartesi
Devlet Ana - Kemal Tahir
| Devlet Ana -Kemal Tahir |
Eser Adı: Devlet Ana
Yazar : Kemal Tahir
Tür :Roman Yayınevi: Sayfa : Ek özellik:
Açıklama :
Bu kitabı İlber Ortaylı'nın Gelenekten Geleceğe isimli kitabında anlatıyor. Bende oradan duymuş oldum ve okumaya karar verdim. Ama henuz kütaphanede bulamadım
Yorum :
7 Aralık 2010 Salı
Gelenekten Geleceğe - İlber Ortaylı
| Gelenekten Geleceğe -Prof. Dr. İlber Ortaylı |
Eser Adı:Gelenekten Geleceğe
Yazar : Prof. Dr. İlber Ortaylı
Tür : Tarih
Yayınevi: UFUK KİTAPLARI
Sayfa : 184
Ek özellik:
Açıklama :
Tarih, bizim kör noktamız. Ondan kurtulmaya çalıştıkça, sanki garip bir istihza ile bizi yeniden kendisine çağırıyor. Redd-i miras, aslında tarihten kopmayı getirmiyor. Tersine, tarihe daha fazla dönmeyi gerektiriyor. Fakat bu 'dönüşler', ister istemez bölük pörçük oluyor; toplumsal hafızanın sakatlanmasından dolayı döndüğümüz kaynak da doyurmuyor bizi. Bu gidiş gelişleri Avrupa Birliği'ne giriş maceralarımızın hemen her adımında yeniden ve yeniden yaşıyoruz. Tarih karşısındaki bu kesintisiz güvenimizi yitirmek gibi bir sonuç vermesi şaşırtıcı değil. Aslında belki "gelenek" kavramının içeriğini de yeniden tartışmaya açmak gerikiyor. Gelenek ölü bir geçmiş, bir mezar değil, yaşayan, diri, canlı bir olgudur ve ancak bir geleceğe yönlendirildiği zaman kendisini açığa çıkartan bir şeydir... (Arka kapak)
Yorum :
Düşündürücü cümleler:
- Günümüz insanın çok daha az yazması(Hammer'ın toplamı binlerce sayfa tutan, hayret ve saygıyla anlıan çalışmalarına karşın), çok yazınca çok saçmalamasının ilginç sosyo-kültürel sebepleri olmalıdır. (sy:34, J. Hammer ve Osmanlı Tarihçilği bölümü)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)