Kitap Dünyam 'da Ara

8 Şubat 2009 Pazar

Kane ve Abel - Jeffrey Archer



Kane ve Abel
Jeffrey Archer

Eser Adı: Kane ve Abel
Yazar : Jeffrey Archer
Tür : Roman
Yayınevi: Remzi Kitabevi
Sayfa : 527
Ek özellik:

Açıklama :

Bostonlu bir bankerin oğlu olan William Lowell Kane ile, soylu ama yoksul bir Polonyalı göçmen olan Abel Rosnovski, dünyanın ayrı köşelerinde ve farklı koşullarında, aynı gün doğmuşlardı... Para ve başarı hırsıyla kamçılanan bu iki insan, giriştikleri acımasız mücadele sırasında karşı karşıya gelecekler ve birbirlerine karşı duydukları nefret kaderlerini belirleyecekti... (arka kapaktan)

Yorum :
kitaptan öğrendiğim çok güzel bir şey var. Kane'nin büyükanneleri o yedi yaşına geldiğinde, ona paranın değerini öğretmek için haftada 1$ vermeye başladılar ve harcadığı her sentin hesabını kaydetmesini istediler. Ve bunun için ona bir muhasebe defteri verdiler, tabii parasını ilk harçlığından kestiler. Kane 1$'rını şu şekilde bölüyordu:
50 sentle yatırım yapıyor
20 sent harcıyor
10 senti beğendiği bir hayır işine veriyor
20 sentide yedek olarak tututordu.

çocuğuma uygulamayı düşünüyorum. insanlar büyüyünce bunu elbette yapıyor ama önemli olan küçükte öğrenmesi. en önemliside özellikle vermeye elini cimri alıştırmaması. bu şekilde hem kendisi ihtiyaçlı iken ve başkasından alırken dahi paylaşmayı öğrenecektir.


Hırs hasarettir. Abel'e banka müdürlerinden Curtis Fenton'dan gelen mektupta "ileri görüşlü olması ve cömertliği ile Baron Grubu'nun varolmasını sağlayan beyfendi, New York'taki Lester Bank'ın başkanı Bay William Lowell Kane'dir" cümlesini okuduğum da ilk aklıma gelen şey oldu. Hırs Abel'in gözünü okadar kör etmiştiki bunu aklına getirmesi imkansız, inanması ise çok güçtü. Ve bu hırsı aslında Kane'i değil kendini mahvetti. Tüm hayatınızı kendisini mahvetmek hırsı ile kazandığınızı, ve bu kişinin aslında sizin kazanmanızı sağlayan kişi olduğunu öğrendiğiniz anı bi düşünür müsünüz? Yoo, bur durumda olmayı asla istemem.

Oysa Kane ile görüşmlerinde Kane ona, desteği vermek istediğini ama bankanın destek kararı çıkarmadığını söylemişti, ama bi kere Leroy ona , "o yeni yetme yokmu" demişti. Burada önyargınında nelere sebep olduğunu görmüş oldum. Çünkü Kane hakkında ilk bilgiyi Leroydan almıştı ve hiç iyi değildi.

aslında Kane bu kavgayı destekçisinin kendisi olduğunu söyleyerek bitirebilirdi, ama bence asalatinden bunu hep saklı tuttu.Ve ben arka kapaltaki birbirlerine karşı giriştikleri amansız mücadele kavramına katılmıyorum, çünkü mücadelede eden içinde hep kin olan Abeldi. Kane ona karşı sadece kendini korumak için mücadele etti.

27 Ocak 2009 Salı

Safahat - Mehmet Akif Ersoy

Safahat-Mehmet Akif Ersoy




Eser Adı:Safahat
Yazar : Mehmet Akif Ersoy
Düzenleme: M. Ertuğrul Düzdağ
Tür : Şiir
Yayınevi: Sütun Yayınları
Sayfa : 544
Ek özellik: Meb 100 Temel Eser

Açıklama :
Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un yedi kitabı, Sahafat adı altında tek bir kitap olarak bir araya getirilmiştir. Yayın evimizce yayımlanan Sahafat adlı eserde, Mehmet Akif Ersoy üzerine çalışmalarıyla tanınan Ertuğrul Düzdağ Bey'in girişte bir değerlendirmesi yer almaktadır. Değerlendirmede, Milli Şairimizin kısa hayat hikayesine, Milli Mücadele dönemindeki faaliyetlerine yer verilmiştir. Yayınevimizce basılan Safahat'ta ayrıca, bazı şiirlerin ilk yazıldığı halleriyle sonradan üzerinde yapılan değişiklikleri görebilirsiniz.


Yorum :
Asım 6. Kitabı okudum ve ben neden şimdiye kadar safahatı okumamışım diye hayıflandım. Hemen başladım. Bitirince yorumlar ve paylaşmak istediğim dizeleri buraya ekleyeceğim.

ve müthiş bir yorumuyla bülbül: http://cetinz.blogspot.com/2010/06/ovezmurat-altyev-bulbul-siiri.html

not: benim elimdeki öğrenciye özel basım.
Safahat (Öğrenciye Özel)

Mehmet Akif Ersoy -Edebi Şahsiyetler


Mehmet Akif Ersoy -Edebi Şahsiyetler-M. Ertuğrul Düzdağ



Eser Adı:Mehmet Akif Ersoy -Edebi Şahsiyetler
Yazar : M. Ertuğrul Düzdağ
Tür : Biyografi
Yayınevi: Kaynak Kitaplığı
Sayfa :296
Ek özellik:

Açıklama :

Mehmed Âkif Ersoy... İstiklâl Şairi... Kurtuluş Savaşı'nın manevi önderlerinden...
Safahat adlı milli destanımızın yazarı ve yakın tarihimizin en gerçekçi fikir adamlarından biri...
Savaş yıllarında yaptığı konuşmalarla, askerimize moral veren, halkımızı coşturan güçlü hatip...
Hayatı boyunca yoksulluk içinde ama onuruyla yaşayan bir kahraman...
Kurtuluş Savaşı yıllarında, arkadaşlarından ödünç aldığı paltoyla yaşayan ama İstiklal Marşı için kendisine ödül olarak verilen parayı kabul etmeyen idealist insan... (Kitabın arka kapağından)


Yorum :
Mehmet Akif Ersoy'un neden vatan şairi olabildiğini, istaklâl marşımızı neden ondan başkasının yazamayacağını ve beklediği ASIM neslinde neler olması gerektiğini onun hayatında bulacaksınız. Akif'in hayatını okumamak bence eksiklik.

Esere gelince. Öncelikle yazara teşekkür ediyorum. İyi bir incele olmuş. Olaylar, hatıralar şahitleriy,kaynaklarıyla birlikte verilmiş kitapta. Akıcı bir kitap olduğunu düşünüyorum. Yıl yıl kronolojik bir anlatım yok, ama hayat süreci içinde anlatılmış. Ayrıca eserlerinin içerik olarak incelemesi kitabta yer alıyor.

15 Ocak 2008 Salı

Kelile ve Dimne - Beydaba





Eser Adı: Kelile ve Dimne
Yazar :Beydabâ -İbnü'l-Mükaffa
Tür :
Yayınevi: Şule Yayınları
Sayfa : 307
Ek özellik: Meb 100 Temel Eser , Doğu Klasikleri

Açıklama :


Kelile ve Dimne tarih boyunca en çok okunan, çevrilen ve uyarlaması yapılan üç-beş kitap arasındadır. Temel konusu ahlak ve siyasettir. Hükümdar ile aristokrat bir aydın arasında vuku bulması temenni edilen istişare sohbetleridir eserin özü. Otorite kaynağına yakınlık, uzaklık; otoritenin devamını sağlayan temel ilkeler; halk -hükümdar ilişkisi, hükümdar- vüzera ilişkisi, siyasi ihtiraslar, ehliyet, beceriklilik, ihanet; hile v.b. Konular kitap boyunca uzayan sohbetin temel mevzularıdır. (arka kapaktan )

Kisra'ya kitap hakkında yapılan tanım: Hint elinde hükümdarlık yapan bir padişahın hazinesinde bilgelerin yazdığı,alimlerin dizdiği,iyilere ilham kaynağı olacak türden bir kitap.

Kitap niçin hayvanlar alemine müracat ediyor : (mukaddime kısmında açıklama)
"... sözün dış yüzü halka ve ileri gelenlere eğlence olsun; iç yüzü ise seçkinlerin zekasına hitabetsin, onlara bir tür deneyim kazandırsın diye kitabı yırtıcı hayvanların, kuşların dilinden verildi!

Dialog iki hayvanın ağzından olmalıydı. Hayvanların konuşması eğlence ve mizah gibi görülecek oysa söylenenlerin muhtevası tam anlamıyla 'hikmet' olacaktı. Hakîmlikten nasibi olanlar hikmetlere kulak verecek, hayvanların mizahın sadece araç olduğunu anlayacaklardı. Cahiller ve sıradan insanlar ise iki hayvanın karşılıklı kelam eylemesine şaşırıp dikkat kesilecek, dinlediklerini eğlence sayarak 'asıl mazmunu' anlamaya gayret etmeyecek, eserin hedefini bilemeyeceklerdi". ( syf: 32)

bilinmesi gereken isimler:

Debşelîm: İskenderin Hint kralı Fevr'i yendikten sonra başa geçen yeni kral.

Debşelîm işlerini yoluna koyduktan, egemenliğini sağlama aldıktan sonra azdı, büyüklendi: çevresindeki hükümdarlarla savaşıyor hep galip geliyordu. Halk ondan korkuyordu. Yönetimdeki gücü arttıkça ahâliyle alay etti, onları küçümsedi, en rezil işleri yaptı halkına... Kudreti çoğaldıkça şımarıklığı artıyordu. Bir zaman böyle devam etti. (syf 44)

Daha sonra Beydaba yı dinledi ve iyi bir kral oldu.

Beydebâ:

Debşelîm zamanında brahmanlardan bir bilege vardı: akıllı ahlaklı biriydi. Bilgisiyle ünlenmişti, her konuda oan başvurulurdu, adı Beydebâ idi.

Beydebâ hükümdarın halini düşündü, halkına çektirdiği cefayı düşündü; onu bu azgınlığından çevirmek, adalete yöneltmek içi kafa yordu. Öğrencilerini topladı ve seslendi:

- ...... Biz nahoş fiiller hükümdarlar tarafından işlendiğinde onları uyarmak,kıblelerini adalete ve iyiliğe çevirmek için yetişmiş, kendimizi bu günler için hazırlamışızdır! Bu hallere göz yumar ve görevimizi yapmazsak cahillerin gözünde onlardan daha cahil ve aşağı vaziyete düşeriz! bu yüzden başımıza hiç istemediğimiz belaların gelmesine engel olamayız!
................
Bir bilgeye yakışan ise başa gelmesi muhtemel müsibetlerden, bunların ağır neticelerinden korunmak; maksada ulaşmak için de korkulan şeyi bertaraf etmektir. Bilgelerden birinin taleblerine şöyle yazdığını işitmiştim:

-- Hayırsızlarla beraber yaşayan ,onlarla dost olan adam, riskli bir deniz yolculuğuna çıkan malum kimse gibidir. Bu yolcu neticede batmaktan kurtulsa bile kokulardan kurtulamaz. (syf 44-45)
................
Ben Debşelim ile yüzyüze gelmeye karar verdim gayrı.... (syf:47)

Beydaba kralın huzuruna çıkar, hikmetli sözlerini söyler ,Kral ilk önce bilgini hapse attırı sonra söylediklerini düşünüp ona tekrar söz hakkı verir ve onu veziri yapar. işler yoluna girip Debşelim Beydaba'nın öğütlerini yolunda bir kral olunca Byedebada'n bildiklerini bir kitap olarak yazmasını ister. Sonuçta bu kitap ortaya çıkar.

Berzeveyh:
Fars hükümdarı Kisra Anuşirevan'ın Hint elinde bulununan Kelile ve Dimne kitabını ele geçirme ve bir örneğini Fars diyarına getirmesi çin görevlendirdiği kişi.

Kisraya göre bu kişinin özellikleri şöyle olmalıydı: Bilgili,kibar,edebiyattan anlar,kâmil bir adam.Bu adam tüm erdemleri kişiliğinde toplamış,bilginler ve edebiyatçılar nezdinde mükemmel görülmüş olmalıydı. Ya yazıda ustalaşmış bir kâtip yahut tecrübelerle pişmiş olmalıydı o. Farsça'yı ve Hintçe'yi yazıda kullanabilmeli, ilme düşkün olmalı, edebiyatta yetenekli, tıp veya felsefede sürekli araştırma yapan biri olmalıydı. İşte bu vasıflara sahip biri getirmeliydi kitabı...

Böylece danışman ve vezirler huzurdan ayrılıp söz konusu nitelikleri taşıyan bir adam aradılar ve buldular... Bu adamın sîmâsı hoş,kafası doluydu. Kibar ve soyluydu. Herkesin bildiği, kabul ettiği bir mesleği vardı: hekim-doktordu. Bu genç Farsça ve Hintçe'yi bilen filozof Ezheroğlu Berzeveyh'di. O, iran doktorlarının ileri gelenlerindendi.

Kelile:
Akıllı,olgun,temkinli ve ihtirazsız bir kişiliği canlandırır.

Dimne:
Saraya ( aslan) yakın olmak isteyen aydın seçkindir.Her duruma müsait bir laf ( hikaye ) bulur.

Arslan huzurunda hayvanlar arasında zeki, bilgili, usul erkan sahibi iki çakal bulunmaktadır; Kelile ve Dimne adını taşıyan. ( syf: 111)



Yorum :
okumaktan çok büyk haz duyduğum, niye şimdiye kadar okumamışım dediğim kitaplardan biri.

gerçekten harika, mukakkak okunmalı.

beydeba'dan bilgenin nasıl davranması gerektiğini ( yanlışları göz yummamak, elden geleni yapmak ) öğrenmek gerek.

Debşelim'e bakarak nasıl yönetici olunmamalı ve nasıl olunmalıyı çıkarmak gerek. İlla hükümdar olmaya gerek yok. Herkes bir yerlerde bir şeyleri yönetiyor olabilir.

13 Eylül 2007 Perşembe

Semerkant - Amin Maalouf

Semerkant-Amin Maalouf

Eser Adı:Semerkant
Yazar :Amin Maalouf
Tür :Roman
Yayınevi: YKY
Sayfa :249


Açıklama :

"Titanic'te Rubaiyat! Doğu'nun çiçeği Batı'nın Çiçekliğinde! Ey Hayyam! Yaşadığımız şu güzel anı görebilseydim!"

Amin Maalouf, "Afrikalı Leo"dan (YKY, 1993) sonra bu kez Doğu'ya, İran'a bakıyor. Ömer Hayyam'ın Rubaiyat'ının çevresinde dönen içiçe iki öykü... 1072 yılında, Hayyam'ın Semerkant'ında başlayan ve 1912'de Atlantik'te bit(mey)en bir serüven... Bir elyazmasının yazılışının ve yüzlerce yıl sonra okunurken onun ve İran'ın tarihinin de okunuşunun öyküsü/tarihi...SİTE


Yorum :
*** beni vuran bir cümle:

Ayağa kalk,uyumak için
Önümüzde sonsuzluk var!

Ömer Hayyam-Rubaiyat 'tan

3 Eylül 2007 Pazartesi

Afrikalı Leo - Amin Maalouf

Afrikalı Leo-Amin Maalouf

Eser Adı: Afrikalı Leo (Léon I'Africain)
Yazar :Amin Maalouf
Tür : Roman
Yayınevi:Yapı Kredi Yayınları
Sayfa : 337
Ek özellik: (çeviren) Sevim Gündüz Raşa

Açıklama :

Afrikalı Leo, gerçek bir yaşam öyküsünden çıkarılmış düşsel bri yaşamöyküsü: "Bir berberin sünnet ettiği, bir Papanın vaftiz ettiği" Hasan ibn Muhammed el-Vezzan ez-Zeyyati alias/namıdiğer Giovanni Leone de Medici'nin, Leo Africanus yani Afrikalı Leo'nun özyaşamöyküsü yazmış olsaydı yazacağı gibi... ( arka kapak)

Yorum :


Kahramanın din, dil,ırk özelliklerine bakmadan yaşadığı seruveni okumak heycan verici. Bukadarda olarbi dedirten olaylar zinciri. Ne yok ki.. Granada'dan Fas'a,Kahire'ye,İstanbul'a hatta Roma'ya uzanan zorunlu -istekli yolculuklar. Yeni bir yolculukta arkada eş,çocuk,varlık hepsini bırakarak gitmek yeni yerde yeni eşler,çocuklar ve varlıklar elde etmek.

kimiz zaman tüccar ,kimi zaman elçi, kimi zaman köle ,ve hatta Papa'nın korumasında bir oğul. hepsini yaşayan tek kişi. Granadalı bir müslüman Hasan.

Hasan ve hayatını okuyunca başta dediğim gibi onu dilinden,dininden ,ırkından ayrı düşünmeden okunduğunda bir tiksinti,bir aşağılanma ,bir batılı(hristiyan) gibi görülmek istenen bir müslüman görüyorsunuz. Yazar esasen doğulu olmasına rağmen batılı gibi -batılının görmek isteği doğuyu yazmış.

mesala şu cümlelere bir anlam yükleyemedim

-kahraman bir bayanla (türk şehzadesinin dul karısı -Çerkez Nur- ile) buluşacak.
"O gün hiç yüksünmeden cuma namazına gitmedim" (Çerkez Sultan Yılı ,sy:227)

-"Çıldırmamak için çocukluğumun Tanrı'sına günde beş kez namaz kılmaya başladım" (Süleyman yılı, sy:301)

müslümanın diyen birisi bunları yapmazmı elbette yapar ,onun seçimi. ama sanki kitap başta hakiki bir müslüman tipindeki karekteri istediği formata getirmiş gibi geldi bana.

not: tabiki bunlar benim düşüncelerim,farklı bakış açılarıda olabilir.

Amin Maalouf

-Doğu kökenli. bir yazar olarak Amin Maalouf, Batı’lı okuyucunun duymak istediği Şark’ı anlatıyor. Bizim tarihimizde Piyer Loti vakası olarak bilinen bu sendromun, Semerkant romanının ikinci bölümündeki Iran anlatısındaki bayağılığının rahatsız edici düzeyde olduğunu söyleyebilirim.

Eski Doğu’ya ait tarihi anlatımların çoğu, gözlemlerini padişahlar, vezirler, harem kadınları, Batı ile dinsel ve kültürel ilişki içindeki varlıklı aileler gibi seçkinlerin yaşamına odaklayıp, yoksul halk kesimlerini görmezden gelen ve kendileri de Doğu’ya egzotik gözlerle bakan Batılı gözlemcilerin kaleminden çıkmış, ‘böylelikle de, uzun yıllar boyunca Batı’da, gizemli bir Şark fikriyatı yaygın olmuştur”.- (kaynak A. Ömer Türkeş)

bu fikre katılmamak elde değil , özellikle Afrikalı Leo kitabında granadalı bir bir müslüman dilinden serüvenlerini anlatıyor ama kahraman hiç müslüman gibi yaşamıyor.sadece batının görmek ve olmasını istediği gibi ( sanki hristiyanım diyen ama hiç bir gerekliliğini yapmayan inasan) bir müslüman protresi var. Devamı...

Kitap içindeki biyografisi:
Lübnan'da doğdu. Lübnanlı bir Arap Hıristiyan olan romancı, ekonomi ve toplumbilim okuduktan sonra gazeteciliğe başladı; 1976'dan beri Paris'te yaşıyor. Çeşitli yayın organlarında yöneticilik ve köşe yazarlığı yapmış olan Maalouf, bugün vaktinin çoğunu kitaplarını yazmaya ayırmaktadır.

Çok iyi bildiği Asya ve Akdeniz çevresi kültürlerinin söylencelerini yapıtlarında başarıyla işleyen Maalouf, ilk kitabı Les Croisades vues par les Arabes (1983, Arapların Gözüyle Haçlı Seferleri) ile tanındı ve bu kitabın çevrildiği dillerde de büyük bir başarı kazandı. 1986'da yayımlanan ve aynı yıl Fransız-Arap Dostluk Ödülü'nü kazanan ikinci kitabı (ilk romanı) Léon l'Africain (Afrikalı Leo) ise bugün bir "klasik" kabul edilmektedir.

Maalouf'un 1988'de yayımlanan ikinci romanı Samarcande da (Semerkant) coşkuyla karşılandı ve pek çok dile çevrildi. Les Jardins de Lumière (1991, Işık Bahçeleri,) ve Le Ier Siècle après Béatrice (1992, Beatrice'den Sonra Birinci Yüzyıl, Telos) adlı romanlarının ardından, 1993'te yayımlanan romanı Le Rocher de Tanios (Tanios Kayası,) ile Goncourt Ödülü'nü kazanan yazarın, Les Echelles du Levant (Doğunun Limanları) adlı romanı 1996'da, Les Identités Meurtrières (Ölümcül Kimlikler) adlı deneme kitabı 1998'de çıktı. Maalouf'un son romanı, 2000'de yayımlanan Le Périple de Baldassare'dir (Yüzüncü Ad-Baldassare'nin Yolculuğu). Finlandiyalı müzisyen Kaija Saariaho'nun bestelediği opera için yazdığı Uzaktan Aşk (2002) Maalouf'un ilk librettosu ve son çalışması.