Kitap Dünyam 'da Ara

1 Mart 2009 Pazar

Dağlar Devrildiğinde / Ebedi Nişanlı -Cengiz Aytmatov

Dağlar Devrildiğinde / Ebedi Nişanlı -Cengiz Aytmatov

Eser Adı:Dağlar Devrildiğinde / Ebedi Nişanlı
Yazar : Cengiz Aytmatov
Tür : Roman
Yayınevi: Ufuk Kitapları
Sayfa :272
Ek özellik:

Açıklama :
İşte,yine bi yerlerden esmeye başladı rüzgar.Ki bu rüzgar,dünya hayatının her alanında,ruhlada,düşünce ve duygularda,İnsan davranışlarında her ne varsa görebilmek adına devriye gezen ve acele eden kaderin ta kendisiydi.Kader,planda olanı tabi ki ertelemiyor,yok saymıyordu.İnsanlar için beklenmedik olan kesişmeleronun sırlı aynasında gerçek oluveriyordu..
Düyno ordundabı?Dünya yerinde mi?Ta çocukuluğundan beri çeşitli vesilelerle köylülerinden sık sık duyduğu bu cümle şimdi durduk yerde aklına geliverdi.Evet,görünüşe bakılırsa dünya da yerindeydi,nerden,nasıl içine düştüğünü bilemediği bu eski okulu da.Hatta işte şu sıra dağlar bile aynıydı.Fakat insanın içindekiler,ruh dünyası tamamen yıkılmış mahvedilmiş olabilirdi.İşte bundan herhangi biri tekrar be tekrar sorabilirdi:Düynö ordundabı?

Yorum :
Bir zamanlar hayatının en doruk noktarını yaşayan, çevresindekilerin ona değer verdiği ama şimdi yalnızlığa yitilmiş, zirvedeki yerini kaptırmış bir kar parsı ve serbest gazetecinin ölüme aynı kaderle yürüyüşleri...

gazetecinin intihar etme aşaması herzamanda söyledğim gibi hayatı geçici zevklere bağlayan onlarla anlamlandıran ama bu geçici ve sonsuza dek olmasını sağlayamadığı etkenler, maddeler, insanlar elinden gidince hayatında anlamını yitirmesinin çok güzel bir örneği.ve daha anlamlısı hayatın ona bağlı olmayışı. zira gazeteci artık onsuz yapamam deyip intihar etmeye düşündüğü sevgilisinin yerine yenisini çokda kolay buldu ve hayatının yeni anlamı bu oldu ... komik dimi...

kar parsında ise şunu görüyorum, herşey gençken demek istemiyorsan kendine sadık bir eş, dost bulmalısın. ne durumda olursan ol sana vefalı,sana sadık olmalı. güçlü kuvvetli iken yanında yaşlanınca karşında. Paran, kudretin varken dostlar sürüyle, ama bide düştünmü gerçek dostu araki bulasın.

birde başlığa dahi geçmiş ebedi nişanlı hikaysi var tabiki:
....

26 Şubat 2009 Perşembe

Olasılıksız - Adam Fawer


Olasılıksız
Adam Fawer
Olasılıksız -Adam Fawer

Eser Adı: Olasılıksız
Yazar : Adam Fawer
Tür : Roman
Yayınevi: April
Sayfa : 472
Ek özellik:

Açıklama :
Bir sabah, yıllardır görmediğiniz bir arkadaşınızı düşünerek uyandınız. Bir saat sonra, onunla sokakta karşılaştınız. Sizce bu sadece bir tesadüf mü, yoksa çok daha farklı bir anlamı olabilir mi? Siz hiç Loto’da büyük ikramiyeyi kazanmadınız. Ama birileri kazanıyor. Hem de sürekli! Onlar sizden daha mı şanslılar? Şans nedir gerçekten? İçinizde bütün parayı kırmızıya yatırmanız gerektiğini söyleyen bir his var. Bu his bir öngörü müdür? Yoksa daha fazlası mı? Yolda gidiyorsunuz. Kafanızı çevirip yandaki küçük parkta baktınız ve bir anda bu anı daha önce de yaşamış olduğunuzu hissettiniz. Evet, Deja Vu. Sizce nedir Deja Vu; Geçmiş mi, rüya mi yoksa geleceği mi görüyorsunuz? Eğer siz de kontrolün kimde olduğunu merak ediyorsanız, ‘OlasılıkSız’ tam size göre bir roman.. (arka kapaktan)


Yorum :
arkadaşımın tavsiyesi üzerine okuyorum, güzel olduğunu söyledi. bitince bu kısım dolacak : )

okunmaya değer bir kitap, bir solukta okudum.

Sonlara doğru kim kimdi ya diyeceksiniz. Olayları ve konuşmaları iyi takip edin.

Okurken bir taraftan biraz olasılık biraz Laplace şeytanı'nı da araştırmakta fayda var.

aşağıda güzel bir denemeden seçmeler var.

Laplace Şeytanı

17. yüzyılda Isaac Newton'un kalkülüs ve klasik mekaniğin ilkelerini geliştirmesiyle bilimsel bir devrim gerçekleşmişti. Bu tarihten sonra biliminsanları doğaya daha farklı bir açıdan bakmaya başlamışlardı. Newton fiziği sayesinde ilk kez cisimlerin dinamikleri basit denklemlerle belirlenebilmeye başlanmıştı. 18. yüzyıl sonlarıyla 19. yüzyıl başlarında Fransız bir fizikçi olan Pierre-Simon Laplace Newton'un bu alandaki çalışmalarının devamını getirdi. Laplace daha sonraları Laplace Şeytanı olarak anılacak fikrini şu satırlarla dile getiriyordu:

"Evrenin halihazırdaki durumunu geçmişin bir etkisi ve geleceğin nedeni olarak görebiliriz. Dolayısıyla her bir anda doğaya etkimekte olan güçlerin tamamının bilgisine ulaşıp doğayı oluşturan varlıkların birbirleriyle olan etkileşimlerinden haberdar olabilen, bununla da kalmayıp bu uçsuz bucaksız bilgiyi analiz edebilen bir akıl, evrendeki en görkemli ve ağır cisimlerden en hafif atoma kadar herşeyi tek bir formülde toparlayıp geleceği de şimdinin kesinliğiyle bilebilecektir."-Marquis Pierre Simon de Laplace

......


Yaşar Karaca isimli okuyucumuz şöyle sormuş bizlere:

"Merhabalar, yeni okuduğum kitapta laplace şeytanı diye bir teoriden bahsediliyor.Ve bu teori şizofren kişilerde geleceği görmeyi sağladığına dair bir tez ortada. Bu tezin doğruluğu veya olduğu hakkında bilgi verirseniz çok sevinirim".

Bahsettiginiz kitabın Adam Fawer'ın "İmkansız" adlı romanı olduğunu tahmin ediyorum. Kitapta örnek verilen şizofreni vakası yazarın kendi hayal gücü diyebiliriz. Araştırdığım pek çok bilimsel arama motorunda konuyla ilişkili bir makaleye rastlayamadım. Laplace Şeytanı varsayımsal bir öngörü. Öngörünün kabul ettiği gibi insanın ve dünyanın yalnızca doğrusal (lineer) sistemlerden meydana geldiğini düşünsek bile her bir anda o bunlara etkiyen iç ve dış etmenleri belirleyebilmek mümkün değil. Dolayısıyla geleceği Laplace'ın varsayımında belirtilen koşullarda görebilmek olanaksız. Değil ki insanı ve dünyayı oluşturan sistemler tahmini güç nonlineer ve kaotik yapılar da sergilemekte.


kaynak: LAPLACE ŞEYTANI, KAOS VE KELEBEK ETKİSİ: http://www.biltek.tubitak.gov.tr/gelisim/psikoloji/deneme.htm#laplace

24 Şubat 2009 Salı

Yabancı- Albert Camus

Yabancı-Albert Camus


Yabancı
Albert Camus




Eser Adı:Yabancı
Yazar : Albert Camus
Tür : Roman
Yayınevi: Can Yayınları
Sayfa : 117
Dizi: Modern Klasikler
Ek özellik: 1957 nobel edebiyat ödülü

Açıklama :

Yabancı, romancı, tiyatro yazarı, düşünür ve politik kuramcı olarak İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yalnız Fransa’da değil tüm dünyada kuşağının sözcüsü ve yol göstericisi yazar Albert Camus’nün 1942’de yayınlanan ilk ve en çok ses getiren yapıtıdır. Romanda, bir Arabı öldüren ama bu suçtan çok, yalnızca gerçek duygularını dile getirdiği ve toplumun istediği kalıba girmeyi reddettiği için toplum dışına itilen bir “yabancı” aracılığıyla, 20. yüzyıl insanının içine düştüğü yabancılaşma anlatılır. Bir türlü ele geçirilemeyen “anlam”ın sürekli aranması, toplumdan ve dış dünyadan kopuk bir bilinç, topluma yabancı duran kahramanın çevresiyle ve toplumla arasındaki çatışmayı anlatan roman büyüleyici gücünü, içinde barındırdığı trajedi duygusundan alır. Camus, genç kahramanı Meursault’nun dış dünya ile arasına koyduğu mesafeyi, kendine ve topluma yabancılaşmasını, annesinin ölümü dahil her şeye nesnel bir biçimde yaklaşmasını ustalıkla dile getirir. (Arka Kapaktan)

Albert Camus'nün ( 1913-1960) en tanınmış, en çok yabancı dile çevrilmiş, en çok incelenmiş ve hala en çok satan kitaplar arasında yer alan Yabancı, aynı zamanda yazarın en gizemli yapıtı. Ölümün egemen olduğu bir varlıkın en anlamsız olgularını saçma bir düzensizlik içinde yaşayan bu romanın başkişisi Meursault, bir simge kahraman değildir, adı olmayan bir Yabancıdır; bu eksik kimlik, gerçeklikten algıladığı şeyi yapılandıramayan, yeniden örgütleyemeyen, ama gerçekliğin yankılarını yakalamaya çalışan bir boş bilincin imgesidir. Onun kayıtsızlığı ve edilgenliği, işte bu boş bilincin ürünüdür. Yabancı, büyüleyici gücünü, içinde barındırdığı trajedi duygusuna borçlu: Bir türlü ele geçirilemeyen anlamın sürekli aranması, bilinç ile toplumsal dünya arasındaki çatışma... Camus'yle buluşanların hiçbiri, onunla karşılaşınca hayal kırıklığına uğramamıştır. Mutluluk, bir yerde ve her yerde hiçbir şey beklemeden dünyayı, insanları sevmektir, der Camus. Giderek daha çok sevilen bir yazar olması, onun bu sevgisinin yansımasından başka bir şey değildir.(kitabın tanıtımından)



Yorum :
Kitabın savunduğu tez dünya boş ve manasız, her şey, insan, hayat, toplum saçmadır. Evrensel bir saçmalıktır bu. Bunu düşünmek çok yorucu, hayattan bezdiricidir. Yaşamın tekdüzeliği altında, makinalaşmış bir dünyada makinalaşmış insan, ölümü bile rahatlıkla kabul eder. Hayat yaşamaya değmez. (vikipedia)

Hayatta hiç bir gayesi kalmayan bir insanın yaşam anlam veremeyişini, iradesini kullanmayışını, kullanmak istemeyişini, kendini hayatın akışına bırakışını görüyoruz.

kahraman annesini kaybediyor ama o anı yaşayışı yada bize anlatışı sanki bir arkadaşının annesi kendisi olayı gözlemliyor. yada bir ilişki yaşıyor ama pek de önemi yok onun için, ne bu ilişkiyi korumak ne güzelleştirmek. hani deriz ya harala gürele yaşıyor diye...

sanki herşeyi yaşayan başkası konuşan onu izleyen biri. Anlattığı olaylar kendine yabancı, kendi sürece yabancı. tek işi gözlemcilik gibi... şu cümleler tamda bunu anlatıyor: "yani bu işin benim dışımda görülüyor gibi bir hali vardı. Her şey, ben karıştırılmaksızın olup bitiyordu, kaderim bana sorulmadan tayin olunuyordu (...) İyi düşününce söylenecek bir şeyim olmadığını anlamaktaydım. Kendi kendimi seyrediyormuş gibi bir hisse kapıldım."

hayatın anlamı olsaydı kahraman için yaşam başka olurdu özetle.

8 Şubat 2009 Pazar

Kane ve Abel - Jeffrey Archer



Kane ve Abel
Jeffrey Archer

Eser Adı: Kane ve Abel
Yazar : Jeffrey Archer
Tür : Roman
Yayınevi: Remzi Kitabevi
Sayfa : 527
Ek özellik:

Açıklama :

Bostonlu bir bankerin oğlu olan William Lowell Kane ile, soylu ama yoksul bir Polonyalı göçmen olan Abel Rosnovski, dünyanın ayrı köşelerinde ve farklı koşullarında, aynı gün doğmuşlardı... Para ve başarı hırsıyla kamçılanan bu iki insan, giriştikleri acımasız mücadele sırasında karşı karşıya gelecekler ve birbirlerine karşı duydukları nefret kaderlerini belirleyecekti... (arka kapaktan)

Yorum :
kitaptan öğrendiğim çok güzel bir şey var. Kane'nin büyükanneleri o yedi yaşına geldiğinde, ona paranın değerini öğretmek için haftada 1$ vermeye başladılar ve harcadığı her sentin hesabını kaydetmesini istediler. Ve bunun için ona bir muhasebe defteri verdiler, tabii parasını ilk harçlığından kestiler. Kane 1$'rını şu şekilde bölüyordu:
50 sentle yatırım yapıyor
20 sent harcıyor
10 senti beğendiği bir hayır işine veriyor
20 sentide yedek olarak tututordu.

çocuğuma uygulamayı düşünüyorum. insanlar büyüyünce bunu elbette yapıyor ama önemli olan küçükte öğrenmesi. en önemliside özellikle vermeye elini cimri alıştırmaması. bu şekilde hem kendisi ihtiyaçlı iken ve başkasından alırken dahi paylaşmayı öğrenecektir.


Hırs hasarettir. Abel'e banka müdürlerinden Curtis Fenton'dan gelen mektupta "ileri görüşlü olması ve cömertliği ile Baron Grubu'nun varolmasını sağlayan beyfendi, New York'taki Lester Bank'ın başkanı Bay William Lowell Kane'dir" cümlesini okuduğum da ilk aklıma gelen şey oldu. Hırs Abel'in gözünü okadar kör etmiştiki bunu aklına getirmesi imkansız, inanması ise çok güçtü. Ve bu hırsı aslında Kane'i değil kendini mahvetti. Tüm hayatınızı kendisini mahvetmek hırsı ile kazandığınızı, ve bu kişinin aslında sizin kazanmanızı sağlayan kişi olduğunu öğrendiğiniz anı bi düşünür müsünüz? Yoo, bur durumda olmayı asla istemem.

Oysa Kane ile görüşmlerinde Kane ona, desteği vermek istediğini ama bankanın destek kararı çıkarmadığını söylemişti, ama bi kere Leroy ona , "o yeni yetme yokmu" demişti. Burada önyargınında nelere sebep olduğunu görmüş oldum. Çünkü Kane hakkında ilk bilgiyi Leroydan almıştı ve hiç iyi değildi.

aslında Kane bu kavgayı destekçisinin kendisi olduğunu söyleyerek bitirebilirdi, ama bence asalatinden bunu hep saklı tuttu.Ve ben arka kapaltaki birbirlerine karşı giriştikleri amansız mücadele kavramına katılmıyorum, çünkü mücadelede eden içinde hep kin olan Abeldi. Kane ona karşı sadece kendini korumak için mücadele etti.

27 Ocak 2009 Salı

Safahat - Mehmet Akif Ersoy

Safahat-Mehmet Akif Ersoy




Eser Adı:Safahat
Yazar : Mehmet Akif Ersoy
Düzenleme: M. Ertuğrul Düzdağ
Tür : Şiir
Yayınevi: Sütun Yayınları
Sayfa : 544
Ek özellik: Meb 100 Temel Eser

Açıklama :
Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un yedi kitabı, Sahafat adı altında tek bir kitap olarak bir araya getirilmiştir. Yayın evimizce yayımlanan Sahafat adlı eserde, Mehmet Akif Ersoy üzerine çalışmalarıyla tanınan Ertuğrul Düzdağ Bey'in girişte bir değerlendirmesi yer almaktadır. Değerlendirmede, Milli Şairimizin kısa hayat hikayesine, Milli Mücadele dönemindeki faaliyetlerine yer verilmiştir. Yayınevimizce basılan Safahat'ta ayrıca, bazı şiirlerin ilk yazıldığı halleriyle sonradan üzerinde yapılan değişiklikleri görebilirsiniz.


Yorum :
Asım 6. Kitabı okudum ve ben neden şimdiye kadar safahatı okumamışım diye hayıflandım. Hemen başladım. Bitirince yorumlar ve paylaşmak istediğim dizeleri buraya ekleyeceğim.

ve müthiş bir yorumuyla bülbül: http://cetinz.blogspot.com/2010/06/ovezmurat-altyev-bulbul-siiri.html

not: benim elimdeki öğrenciye özel basım.
Safahat (Öğrenciye Özel)

Mehmet Akif Ersoy -Edebi Şahsiyetler


Mehmet Akif Ersoy -Edebi Şahsiyetler-M. Ertuğrul Düzdağ



Eser Adı:Mehmet Akif Ersoy -Edebi Şahsiyetler
Yazar : M. Ertuğrul Düzdağ
Tür : Biyografi
Yayınevi: Kaynak Kitaplığı
Sayfa :296
Ek özellik:

Açıklama :

Mehmed Âkif Ersoy... İstiklâl Şairi... Kurtuluş Savaşı'nın manevi önderlerinden...
Safahat adlı milli destanımızın yazarı ve yakın tarihimizin en gerçekçi fikir adamlarından biri...
Savaş yıllarında yaptığı konuşmalarla, askerimize moral veren, halkımızı coşturan güçlü hatip...
Hayatı boyunca yoksulluk içinde ama onuruyla yaşayan bir kahraman...
Kurtuluş Savaşı yıllarında, arkadaşlarından ödünç aldığı paltoyla yaşayan ama İstiklal Marşı için kendisine ödül olarak verilen parayı kabul etmeyen idealist insan... (Kitabın arka kapağından)


Yorum :
Mehmet Akif Ersoy'un neden vatan şairi olabildiğini, istaklâl marşımızı neden ondan başkasının yazamayacağını ve beklediği ASIM neslinde neler olması gerektiğini onun hayatında bulacaksınız. Akif'in hayatını okumamak bence eksiklik.

Esere gelince. Öncelikle yazara teşekkür ediyorum. İyi bir incele olmuş. Olaylar, hatıralar şahitleriy,kaynaklarıyla birlikte verilmiş kitapta. Akıcı bir kitap olduğunu düşünüyorum. Yıl yıl kronolojik bir anlatım yok, ama hayat süreci içinde anlatılmış. Ayrıca eserlerinin içerik olarak incelemesi kitabta yer alıyor.

15 Ocak 2008 Salı

Kelile ve Dimne - Beydaba





Eser Adı: Kelile ve Dimne
Yazar :Beydabâ -İbnü'l-Mükaffa
Tür :
Yayınevi: Şule Yayınları
Sayfa : 307
Ek özellik: Meb 100 Temel Eser , Doğu Klasikleri

Açıklama :


Kelile ve Dimne tarih boyunca en çok okunan, çevrilen ve uyarlaması yapılan üç-beş kitap arasındadır. Temel konusu ahlak ve siyasettir. Hükümdar ile aristokrat bir aydın arasında vuku bulması temenni edilen istişare sohbetleridir eserin özü. Otorite kaynağına yakınlık, uzaklık; otoritenin devamını sağlayan temel ilkeler; halk -hükümdar ilişkisi, hükümdar- vüzera ilişkisi, siyasi ihtiraslar, ehliyet, beceriklilik, ihanet; hile v.b. Konular kitap boyunca uzayan sohbetin temel mevzularıdır. (arka kapaktan )

Kisra'ya kitap hakkında yapılan tanım: Hint elinde hükümdarlık yapan bir padişahın hazinesinde bilgelerin yazdığı,alimlerin dizdiği,iyilere ilham kaynağı olacak türden bir kitap.

Kitap niçin hayvanlar alemine müracat ediyor : (mukaddime kısmında açıklama)
"... sözün dış yüzü halka ve ileri gelenlere eğlence olsun; iç yüzü ise seçkinlerin zekasına hitabetsin, onlara bir tür deneyim kazandırsın diye kitabı yırtıcı hayvanların, kuşların dilinden verildi!

Dialog iki hayvanın ağzından olmalıydı. Hayvanların konuşması eğlence ve mizah gibi görülecek oysa söylenenlerin muhtevası tam anlamıyla 'hikmet' olacaktı. Hakîmlikten nasibi olanlar hikmetlere kulak verecek, hayvanların mizahın sadece araç olduğunu anlayacaklardı. Cahiller ve sıradan insanlar ise iki hayvanın karşılıklı kelam eylemesine şaşırıp dikkat kesilecek, dinlediklerini eğlence sayarak 'asıl mazmunu' anlamaya gayret etmeyecek, eserin hedefini bilemeyeceklerdi". ( syf: 32)

bilinmesi gereken isimler:

Debşelîm: İskenderin Hint kralı Fevr'i yendikten sonra başa geçen yeni kral.

Debşelîm işlerini yoluna koyduktan, egemenliğini sağlama aldıktan sonra azdı, büyüklendi: çevresindeki hükümdarlarla savaşıyor hep galip geliyordu. Halk ondan korkuyordu. Yönetimdeki gücü arttıkça ahâliyle alay etti, onları küçümsedi, en rezil işleri yaptı halkına... Kudreti çoğaldıkça şımarıklığı artıyordu. Bir zaman böyle devam etti. (syf 44)

Daha sonra Beydaba yı dinledi ve iyi bir kral oldu.

Beydebâ:

Debşelîm zamanında brahmanlardan bir bilege vardı: akıllı ahlaklı biriydi. Bilgisiyle ünlenmişti, her konuda oan başvurulurdu, adı Beydebâ idi.

Beydebâ hükümdarın halini düşündü, halkına çektirdiği cefayı düşündü; onu bu azgınlığından çevirmek, adalete yöneltmek içi kafa yordu. Öğrencilerini topladı ve seslendi:

- ...... Biz nahoş fiiller hükümdarlar tarafından işlendiğinde onları uyarmak,kıblelerini adalete ve iyiliğe çevirmek için yetişmiş, kendimizi bu günler için hazırlamışızdır! Bu hallere göz yumar ve görevimizi yapmazsak cahillerin gözünde onlardan daha cahil ve aşağı vaziyete düşeriz! bu yüzden başımıza hiç istemediğimiz belaların gelmesine engel olamayız!
................
Bir bilgeye yakışan ise başa gelmesi muhtemel müsibetlerden, bunların ağır neticelerinden korunmak; maksada ulaşmak için de korkulan şeyi bertaraf etmektir. Bilgelerden birinin taleblerine şöyle yazdığını işitmiştim:

-- Hayırsızlarla beraber yaşayan ,onlarla dost olan adam, riskli bir deniz yolculuğuna çıkan malum kimse gibidir. Bu yolcu neticede batmaktan kurtulsa bile kokulardan kurtulamaz. (syf 44-45)
................
Ben Debşelim ile yüzyüze gelmeye karar verdim gayrı.... (syf:47)

Beydaba kralın huzuruna çıkar, hikmetli sözlerini söyler ,Kral ilk önce bilgini hapse attırı sonra söylediklerini düşünüp ona tekrar söz hakkı verir ve onu veziri yapar. işler yoluna girip Debşelim Beydaba'nın öğütlerini yolunda bir kral olunca Byedebada'n bildiklerini bir kitap olarak yazmasını ister. Sonuçta bu kitap ortaya çıkar.

Berzeveyh:
Fars hükümdarı Kisra Anuşirevan'ın Hint elinde bulununan Kelile ve Dimne kitabını ele geçirme ve bir örneğini Fars diyarına getirmesi çin görevlendirdiği kişi.

Kisraya göre bu kişinin özellikleri şöyle olmalıydı: Bilgili,kibar,edebiyattan anlar,kâmil bir adam.Bu adam tüm erdemleri kişiliğinde toplamış,bilginler ve edebiyatçılar nezdinde mükemmel görülmüş olmalıydı. Ya yazıda ustalaşmış bir kâtip yahut tecrübelerle pişmiş olmalıydı o. Farsça'yı ve Hintçe'yi yazıda kullanabilmeli, ilme düşkün olmalı, edebiyatta yetenekli, tıp veya felsefede sürekli araştırma yapan biri olmalıydı. İşte bu vasıflara sahip biri getirmeliydi kitabı...

Böylece danışman ve vezirler huzurdan ayrılıp söz konusu nitelikleri taşıyan bir adam aradılar ve buldular... Bu adamın sîmâsı hoş,kafası doluydu. Kibar ve soyluydu. Herkesin bildiği, kabul ettiği bir mesleği vardı: hekim-doktordu. Bu genç Farsça ve Hintçe'yi bilen filozof Ezheroğlu Berzeveyh'di. O, iran doktorlarının ileri gelenlerindendi.

Kelile:
Akıllı,olgun,temkinli ve ihtirazsız bir kişiliği canlandırır.

Dimne:
Saraya ( aslan) yakın olmak isteyen aydın seçkindir.Her duruma müsait bir laf ( hikaye ) bulur.

Arslan huzurunda hayvanlar arasında zeki, bilgili, usul erkan sahibi iki çakal bulunmaktadır; Kelile ve Dimne adını taşıyan. ( syf: 111)



Yorum :
okumaktan çok büyk haz duyduğum, niye şimdiye kadar okumamışım dediğim kitaplardan biri.

gerçekten harika, mukakkak okunmalı.

beydeba'dan bilgenin nasıl davranması gerektiğini ( yanlışları göz yummamak, elden geleni yapmak ) öğrenmek gerek.

Debşelim'e bakarak nasıl yönetici olunmamalı ve nasıl olunmalıyı çıkarmak gerek. İlla hükümdar olmaya gerek yok. Herkes bir yerlerde bir şeyleri yönetiyor olabilir.