Kitap Dünyam 'da Ara

7 Nisan 2010 Çarşamba

Efsane İstanbul- Seyyar Kitap

Efsane İstanbul -Yazar Adı


Eser Adı: Efsane İstanbul
Yazar :
Tür :
Yayınevi: İbb Seyyar Kitap
Sayfa : 116
Ek özellik:

Açıklama :
Kİtap altı bölümden oluşuyor. Her bölümde İstanbul'un bir başka yönüne bakan efsaneleri anlatıyor.
1. bölüm: İstanbul'un Kuruluş Efsaneleri
2. bölüm: İstanbul'un Fetih Efsaneleri
3. bölüm: İstanbul'un Yer Efsaneleri
4. bölüm: İstanbul'un Semt Efsaneleri
5. bölüm: İstanbul'un Tarihî Yapı Efsaneleri
6. bölüm: İstanbul'un Evliya Efsaneleri

Kitaptan İstanbul'a şiirler
(Dida Okur)
İstanbul'a şiirler:
Her yanını senin,
Denizler hep kaplamış.
Sen bir efsanesin,
Benim canım İstanbul.

(Yeni Türkü)
Bana bir masal anlat baba
İçinde tüm sevdiklerim
İçinde İstanbul olsun

(Ahmet Yılmaz)
Yedi tepe stünde yükseliyorsun
Boğazla Haliçle süsleniyorsun
Yaşınla tarihe sesleniyorsun
Tarihin beşiği sensin İstanbul

(Yahya Kemal Beyatlı)
Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul!
Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer.
Ömrüm oldukça gönül tahtına keyfince kurul!
Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.

(Naşide Gökbudak )
İstanbul'u anlat! diyorsun bana,
Bunu kimler, ne şairler denediler.
Nedim'ler, Yahya Kemâl'ler, Orhan Veli'ler.
Onların günahı yoktu,
Yetersiz kalmıştı tüm kelimeler.

(Emine Turan)
Peygamber dostu bekçilerin var
Aziz Mahmut Hüdâyî ile mutlu Üsküdar
Haliç'i bekler Tokadî Hazretleri
Topkapıda surdur Merkez Efendi
Yahya Efedi Boğaz'dadır
Bilerce eren senin için niyazdadır
Sevdam İstanbul
Yorum :

İstanbul'a bir başka açıdan baktırdı bana kitap. Özellikle yer, semt efsaneleri çok ilginç. Her İstanbul'lu okumalı bence. Ayrıca böyle bir kitaba öncülük ettği için seyyarKitaba ve İBB'ye teşekkür ederim.

İstanbul için hazırlanmış bir site: http://www.azizistanbul.com/hakkinda.asp

3 Ocak 2010 Pazar

Karanlığa Taş - Eser Karakaş




Eser adı -Yazar Adı



Eser Adı: Karanlığa TaşYazar : Eser Karakaş
Tür : Siyasal Bilimler
Yayınevi:Ufuk Kitapları
Sayfa :207
Ek özellik:

Açıklama :
Türkiye ciddi doğum sancıları yaşıyor. Kendi iç dinamiklerinden beslenen yeni bir tekevvün ve hamle ruhu beklenmedik bir patlamayı tetikleyebilir. Aslında bunun için gerekli ortam ve şarta da gerek yok.

İşte elinizdeki bu kitap, böylesi bir perspektif ile yakın siyasi ve toplumsal yapımızı mercek altına alıyor. Türkiye'nin entelektüel kalemlerinden, bir üniversite hocasının gözlüğünden belli bir zaman dilimi okuyucuya sunuluyor. Karanlığa Taş'da Türkiye'nin çıkmazlarını ve potansiyelini göreceksiniz.

Yorum :
Eser Karakaş hocanın, gazatede yayınlanan makalelerinden oluşturuşturulmuş bir kitap. Çok koşuma gitti. Notlarımı daha sonra yayınlayacağım...

29 Ekim 2009 Perşembe

Kendi Gök Kubbemiz - Yahya Kemal

Kendi Gök Kubbemiz-Yahya Kemal Beyatlı






Eser Adı: Kendi Gök Kubbemiz
Yazar : Yahya Kemal Beyatlı
Tür : Şiir
Yayınevi: İstanbul Fetih Cemiyeti Yayınları
Sayfa :102
Ek özellik: 100 Temel Eser Ortaöğretim

Açıklama :

Gönlüm, dilim, kanım ve mizacımla sizdenim
Dünya ve ahirette vatandaşlarım benim (arka kapaktan)

Yahya Kemal için bir yorum : Yahya Kemal: Dünya ve ahrette vatandaşlarım benim

Kendi Gök Kubbemiz, Yahya Kemal Beyatlı'nın üç bölümden oluşan şiir kitabı (1961, 1963, 1969).
Beyatlı'nı yeni tarz şiirleri, 1921-1957 yılları arasında çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlanmış, kitap halinde toplanmamıştır. Adını, "Süleymaniye'de Bayram Sabahı" şiirinin bir mısrasından (Kendi Gök Kubbemiz altında bu bayram saati) alan kitap, Yahya Kemal Enstitüsü'nce yayımlandı. Üç bölüme ayrılmış olan kitabın "Kendi Gök Kubbemiz" bölümünde Türk tarihi ve kültürüyle ilgili şiirler, "Yol Düşüncesi" bölümünde rintlik, ölüm ihtiyarlık konularındaki şiirler, "Vuslat" bölümünde aşk şiirleri toplanmıştır. Kitabın sonunda bitirilmemiş bir şiir yer alır. "Ok" şiiri dışındaki tüm şiirler (81 adet) aruz ölçüsüyle yazılmıştır. (kaynak: Wikipedia:Kendi Gök Kubbemiz )


Yorum :
Elbetteki müthiş... Mısraların arasında kaybolmak...
tabi hepsinini aynı idrak düzeyinde okuyamadım zira benimde bir anlama, algılama kapasitem var :)

Okurken bazı notlar çıkardım kendime, mesela İstanbul'daki hangi yerler geçiyor, adı geçen kişiler kimler mesala ve seçtiğim mısralar ... işte kendimce tetkik etmeye çalıştım diyelim.

Yahya Kemal'in İstanbul Mekanları
Kanlıca
Kandilli
Göksun
İstinye
Cihangir
Üsküdar
Süleymaniye
Atik-Valde
Çamlıca
Koca Mustâpaşa
Fenerbahçe
Maltepe
Erenköy, İçerenköy
Adalar
Yeditepe
Yakacık
Emirgan
Çınaraltı

Kendi Gök Kubbemiz'de Kişiler
-----Musiki, sy 22-----
Tanburi Cemil Bey
Itri
Seyyid Nuh
Hafız Post
Dede Efendi
------------
Sümbül Sinan
Hafız Osman
-----Altın Ok, sy 42----
Yavuz Sultan Selim
Bektaş Şubaşı
----- Üsküp, sy 43
Yıldırım Beyazıd Han
İsa Bey
-----------
Hayyam
----- Altor Şehrinde, sy 96
Schiller
Wilhelm Tell
------Eski Paris, sy 97
Jaurés
Rodin

Kendi Gök Kubbemiz'den Seçmeler
--Süleymaniye'de Bayram Sabahı, sy 4
Ulu mâbed! Seni ancak bu sabah anlıyorum;
Ben de bir varisin olmakla bugün mağrurum;
Bir zaman hendeseden âbide zannettimdi;
Kubben altında bu cumhûra bakarken şimdi,
Senelerden beri rü'yâda görüp özlediğim
Cedlerin mağfiret iklimine girmiş gibiyim.

-- Bir Başka Tepeden, sy 12
Sana dün bir tepeden baktım azîz İstanbul!
Görmedim gezmediğim ,sevmediğim hiç bir yer.
Ömrüm oldukça, gönül tahtıma keyfince kurul!
Sâde bir semtini sevmek bile bir ömre değer.

Nice revnaklı şehirler görülür dünyâda,
Lâkin efsunlu güzellikleri sensin yaratan.
Yaşamıştır derim, en hoş ve uzun rü'yâda
Sende çok yıl yaşayan, sende ölen, sende yatan.

-- Akıncı, sy 13
Bin atlı, akınlarda çocuklar gibi şendik;
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik!

Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı: İlerle!
Bir yaz günü geçtik Tuna'dan kafilelerle


-- Atik_Valde'den İnen Sokakta, sy 19
"Onlardan ayrılış bana her an üzüntüdür;
Mâdem ki böyle duygularım kaldı, çok şükür."
(Vatan özlemi çekenlere)

-- Eski Musiki, sy 22
Çok insan anlayamaz eski mûsikîmizden
Ve ondan anlamıyan bir şey anlamaz bizden.

--Koca Mustâpaşa, sy 26
Ahiret öyle yakın seyredilen manzarada,
O kadar komşu ki dünyâya duvar yok arada,
Geçer insan bir adım atsa birinden birine,
Kavuşur karşıda kaybettiği sevdiğine.

--Köksüz Ağaç, sy 29 (Koca Mustâpaşa sonu)
Bu geniş ülkede, binlerce lâtîf illerde,
Nice yıl, cedlerimiz kökleşerek bir yerde,
Mânevî varlığının resmini çizmiş havaya.
-Ki bugün karşılaşan benzetiyor rü'yâya.-

Kopmuşuz bizler o öz varlık olan manzaradan.
Bahseder gerçi duyanlar bir onulmaz yaradan;
Derler: İnsanda derin bir yaradır köksüzlük;
Budur âlemde hudutsuz ve hazîn öksüzlük.
Sızlatır bâzı saatler dayanılmaz bir acı,
Kökü toprakta kalıp kendi kesilmiş ağacı.
Rûh arar başka tesellî her esen rüzgârda.

Ne yazık! Doğmuyoruz şimdi o topraklarda!

-- Sessiz Gemi, sy 51
Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.
Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.
Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu!
Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.
Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden,
Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden.

-- Rindlerin Akşamı, sy 53
Dönülmez akşamın ufkundayız.Vakit çok geç;
Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç!
Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile,
Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.
Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan
Geçince başlayacak bitmeyen sükunlu gece.
Guruba karşı bu son bahçelerde, keyfince,
Ya şevk içinde harab ol, ya aşk içinde gönül!
Ya lale açmalıdır göğsümüzde yahud gül.

-- Deniz Türküsü, sy 56
İnsan âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar...



23 Ekim 2009 Cuma

Memleketimden İnsan Manzaraları - Nazım Hikmet Ran

Memleketimden İnsan Manzaraları -Nazım Hikmet



Eser Adı:Memleketimden İnsan Manzaraları
Yazar :Nazım Hikmet
Tür : Şiir
Yayınevi:
Sayfa :537
Ek özellik:100 Temel Eser Ortaöğretim

Açıklama :

ilk 5 cilt de yayınları

Yorum :

Yaşar ne yaşar ne yaşamaz - Aziz Nesin

Yaşar ne yaşar ne yaşamaz -Aziz Nesin

Eser Adı:Yaşar ne yaşar ne yaşamaz
Yazar : Aziz Nesin
Tür : Roman
Yayınevi: Nesin Vakfı Yayınları
Sayfa : 318
Ek özellik: 100 Temel Eser Ortaöğretim

Açıklama :
Aziz Nesin Yaşar Ne Yaşamaz'ı önce radyo oyunu olarak yazdı. Kazandığı büyük başarı üstüne sahne oyunu haline getirdi. Israrlar üzerine senaryosunu yazdı; çoğu tiyatrocudan olduğu gibi, bu kez de filmciden telif hakkını alamadı. Bir haftalık gazetede çizgi romanı yayımlandı. Ardından televizyon senaryosunu yazdı. Okurların isteği, çevrenin baskısı artınca sonunda Yaşar Yaşamaz, şu anda bu roman oldu.

Kitabın giriş yazısını kaleme alan Meral Çelen bu büyük ilgiyi Yaşar Yaşamaz'ın ağzından şöyle açıklıyor:
"...Ünümün bu kadar yaygınlaşmasına, beni bu kadar sevmenize ilk zamanlar akıl erdiremiyordum ama, şimdi biliyorum artık... Nasıl hepimizde biraz Don Kişot''luk varsa, demek biraz da Yaşar Yaşamaz''lık varmış... Başıma gelenler yabancınız olsaydı, sever miydiniz beni, arar mıydınız?"

Eser, bir nufüskağıdı olmayan Yaşar'ın, başından geçenleri, bazen yaşadığı bazen yaşamadığı zamanları, son haddinde hapse düşerek, her gece koğuş arkadaşlarına anlatması şeklinde yazılmış. Temelde radyo oyunu olması hasebi ile tüm olaylar bir günde anlatılmıyor tabiki : ), parçalara ayrılmış ve bir sonraki gün ne olacak diye meraklandıracak şekilde yapılandırılmış.

İşte yaşarın yaşadığı ve yaşamadığı anlar: (Yaşar nufüs kütüğüne göre bir kere Çanakkale'de, bir kere de Dersim'de şehit düşmüştür.)

Nufüskağıdı çıkaracak, ölü
Okula yazılacak, ölü
Askere gidecek, yaşıyor
Miras alacak, ölü
Vergi verecek, yaşıyor
Çalışmak istese, ölü
Tımarhaneye sokulacak, yaşıyor
Evlenecek, ölü
Veden icra ile atılacak, yaşıyor
Çocuğu olur, ölü...


Yorum :
Devlet dairelerinin işleyişini yada işlemeyişini, işine gelince OLUR, ama işine gelmeyince OLMAZ larla dolu bürokrasiyi çok güzel anlatıyor.

Kitabı okurken yok canım bu kadar da olur mu desek de, çoğu zaman karşılaştığımız (eskiler daha çok evet diyordur, biz yeni nesil biraz daha şanslıyız) anlamsız bürokraside Yaşar Yaşar mı Yaşamaz mı bilemediğimiz anlar oluyor.

Bir bilgisayarcı olarakta kendime çok pay çıkardım, iyi ki bilgisayarlar varda daha az hatalar yapılıyor. Ve E-devlet ne kadar önemli(hız,doğruluk,ulaşılabilirlik vs vs) bir kez daha anladım.

Bu arada kitapta bir Karakaplı Nizami Bey varki, olmazları olur eden her işin usulunu bilen adam olarak çıkıyor yaşarın karşısına. Yaşar önceleri bu kişinin tek kişi olduğunu sansada sonra anlıyor bu Nizami Beylerin heryerde olduğunu. Yeterki "parayı veren düdüğü çalar" sözünü hatırlayasın.

Artık rüşvet mi düdüğü çalmak için bir çorba parasımı bilemicem ama bu memleket artık rüşvet yiyenleri görmek istemiyor. Ne olur ne olmaz halk biliyor, yutmuyor...

Ha bu arada sonunda Yaşar Yaşamaz'a ne mi oluyor, bir Karakaplı Nizami Bey oluyor...

küçük bir kısım: Yaşar devlet dairesinde bir belgeyi almak için aylarca bir odadan bir odaya gidedursun, bir ara şapkasını askıya bırakarak odaya geçiyor, çıkıyor ki şapka yerinde yok. temizlikçi hemen almış kayıp bölümüne iletmiş, kayıp bölümü evrakı hızlıca düzenleyip teslimata göndermiş, oda bir evrak daha ekleyip depoya göndermiş... bune hız, iyi çalışıyor maşallah daire...

Yaşar " abicim az sabretseydiniz alacaktım şapkamı askıdan" diyor memura.

Memur " devlet daireleri çalışmıyor derler, çalışırız hızdan şikay ederler" diye çıkışıyor Yaşar'a...

Bürokrasi böyle bişey işte, lazımsa çalışmaz, lüzümsüzsa jet hızıyla... diyor kısacası roman.

1 Eylül 2009 Salı

Gün Olur Asra Bedel - Cengiz Aytmatov

Gün Olur Asra Bedel-Cengiz Aytmatov


Eser Adı: Gün Olur Asra Bedel
Yazar : Cengiz Aytmatov
Tür : Roman
Yayınevi: Ötüken
Sayfa : 420
Ek özellik: 100 Temel Eser Ortaöğretim

Açıklama :
Yürek paralayan, tüyler ürperten bir haykırış…. Geçmiş, bugün ve yarın; bilim-kurgu, gerçek ve efsane bir arada gözler önüne serilir... Derin ve temiz aşklar, efsane ve masallar, KGB'nin acımasız uygulamaları, okuru heyecandan heyecana sürükler. Birbirinden ilginç ve sürükleyici konular ustalıkla bütünleştirilerek sunulur. “Mankurt” hikâyesi bu eserle kültürümüze mal edilir. Yedigey, ölen emektar arkadaşı Kazangap'ın cenazesini mezarına götürürken, kendisinin ve milletinin geçmişini, acı-tatlı, düşündürücü yanlarıyla bir bir gözlerinin önünden geçirir. O gün “asra bedel bir gün” olur.

Aytmatov, milletinin tarih boyunca kazandığı sosyal, kültürel, ahlaki, edebî, askeri yani, bütün maddi, zenginliğini eserlerine yansıymış, yaşadığı coğrafyanın insanının tarih içinde kazandığı değerleri, acılarını, kahramanlıklarını, tecrübelerini yazıya döküp ölümsüzleştirmiş, halkının içine düştüğü zor durumları eserlerinde en güzel şekilde anlatmış, onların çözümlerine dair ipuçları göstermiş, eserlerinde kendi ifadesi ile 'tipik insan'ı ortaya koymaya çalışmış bir yazardır. Hikâyelerinde milletinin temel mülkü olan millî hafızaya ait efsane, destan, masal, hikâye ve türküleri, bunların meydana geldiği şartları, ardındaki hikâyeleri, insanları kullanırken, Kırgız Türk kültürünü, psikolojisiyle, duyuş ve anlayış tarzıyla, maddi manevi zenginliğiyle o kültürü bina edenlerin evlatlarına yeniden hatırlatmaya çalışmıştır.

"Her yazar bir milletin çocuğudur ve o milletin hayatını anlatmak, eserlerini kendi millî gelenek ve törelerini kaynak alarak zenginleştirmek zorundadır. Benim yaptığım önce bu, yani kendi milletimin geleneklerini ve hayatını anlatıyorum. Fakat orada kaldığınız takdirde bir yere varamazsınız. Edebiyatın millî hayatı ve gelenekleri anlatmanın ötesinde de hedefleri vardır. Yazar, ufkunu millî olanın ötesine doğru genişletmek ve 'evrensel' olana ulaşmak için gayret göstermek durumundadır. İyi yazar 'tipik insan' ortaya koyma ustalığına erişen yazardır."
(Tanıtım Yazısından)


Yorum :
Kesinlikle okuyun derim, Cengiz Bey'in harika eserlerinden bir diğeri.

Yorumları daha sonra yazacağım.

Bir İmparatorluk Çökerken- Cahit Uçuk


Eser Adı:Bir İmparatorluk Çökerken
Yazar : Cahit Uçuk
Tür : Anı-Roman
Yayınevi: YKB
Sayfa :
Ek özellik:

Açıklama :
Cahit Uçuk, anılarında, Selanik ve İstanbul'un ahşap konaklarındaki görkemli yaşamı, işgal yıllarını, ülkeyi kaplayan kara bulutların arasından yeni bir devlet kurmaya çalışan idealist insanların çabalarını ve unutulmuşluğu anlatıyor. Artık çarpıtılmaya yüz tutan yakın tarihimizin birinci elden tanıklığı.
Cumhuriyet Türkiyesi'nin ilk kadın yazarlarından biri olan ve 60. yazı yılını kutlayan, Cahit Uçuk'un anılarında anlattığı sadece onun değil, hepimizin geçmişi... (arka kapaktan)

Yorum :

Kitabın anı olduğunu gördüğümde biraz hevesim kaçtı okumak için ama Cahit Uçuk'un roman havasındaki anılarını (daha doğrusu Hadiye Üçok'un yani annesinin anıları bence) anlatışı hızlı bir şekilde okumama vesile oldu.

kitaptan bende kalan bir diğer izlenim Hadiye Hanım ile Vehbi Beyin karı-koca ilişkilerin güzelliği, birbirlerine saygı ve sevgileridir.

bir dikkatimi çeken diğer bir nokta Selanik'te güçlü, adaletli Osmanlı yöneti varken hakların nasıl içiçe huzur içinde yaşadıkları.

bir 4. izlenimim ise imparatorluğun çküş dönemini güzel yansıtması. sarayın ahaliden kopukluğu zenginlik ve şatafatlı yaşayışı ve bununla birlikte saraya yakın eşrafında aynı zenginlik ve israf içinde yaşayışı. Bunu Hadiye Hanımın anılarından geçen Enis Paşa Konağı tasvirlerinde bulmak mümkün. aklımda kalan bir kaç şey:

- Enis Paşa öldüğü zaman eski aşçı, az etli az yağlı yemek yapamadığı için konaktan ayrılmak ve daha iyi yaşamı olan başka bir yere geçmek talep ediyor.
- Hadiye Hanım'ın çeyizi için Paris'ten getirtilen ipekli eşyalar(Halılar, sabahlıklar vs ) bile ipekten kağıtları sarılı olarak geliyor.
- Münire Hanımın olsun Hadiye Hanımın olsun çok yüklü miktarlar tutan zinet eşyalarına sahip olduklarını görüyorsunuz
- Ev eşyalarını zaten saymaya gerek yok, gümüşler mi dersiniz, altın revaklı eşyalar bunları Hadiye hanımın anılarında bol bol bulabilirizsiniz özellikle Enis Paşa Konağı anlatımlarında.

ki bu anlatılan dönemin imparatorluğun çöküşte olduğu dönem olduğunu unutmayalım. tabiki bir paşa konağı böyle ise artık sarayın ne durumda olduğunu kestirmek zor değil. zaten yükselme dönemi padişahlarının mekanı Topkapı Sarayı ile çöküş dönemi padişahlarının mekanı Dolmabahçe Sarayını karşaılaştırmak da zaten bize sürec hakkında bilgi veriyor.