Kitap Dünyam 'da Ara

7 Haziran 2012 Perşembe

Yöntem Üzerine Konuşmalar - Rene Descartes

Yöntem Üzerine Konuşmalar -Rene Descartes


Yöntem Üzerine Konuşma -Rene Descartes



Eser Adı: Yöntem Üzerine Konuşmalar
Yazar : Rene Descartes
Tür : Deneme
Yayınevi: ALTER YAYINCILIK - MORPA KÜLTÜR YAYINLARI
Sayfa :
Ek özellik:

Açıklama :
Yöntem Üzerine Konuşmalarda hep karmaşıktan basite inerek, gerçeği kuşatmaya yarayacak kuralları bir bir saydı. Felsefeyi, bütün İnceleme kitaplarının Latince yazıldığı bir çağda, Fransızca yazarak ve "Sağduyu dünyada en iyi bölüştürülmüş şeydir" diyerek, herkesin, anlayabileceği bir duruma indirgedi. Descartes her tür araştırmanın pratik niteliği üzerinde ısrarla durur. Ona göre en önemli bilimlerden mekanik, insanlara yardım edecek makineleri yapma sanatı; tıp, vücudu ve ruhu tedavi etme sanatı; ahlâk, mutlu yaşama sanatıdır.


Kesin olan bir şey var.
Bir şeyin doğruluğundan şüphe etmek.
Şüphe etmek düşünmektir.
Düşünmekse var olmaktır.
Öyleyse var olduğum şüphesizdir.
Düşünüyorum, o halde varım.
İlk bilgim bu sağlam bilgidir.
Şimdi bütün öteki bilgileri bu bilgiden çıkarabilirim.
Tek bildiğim hiç bir şey bilmediğimdir.

Cogito Ergo Sum Je pense, done je suis SİT (Alter Yayıncılık açıklama)


René Descartes’ın 1637’de yayımlanan Yöntem Üzerine Konuşma’sı, dünya felsefe literatürünün en çok ses getirmiş eserleri arasında yer alır. Kitap Avrupa düşünce tarihinin temel taşlarından biridir.

Descartes’ın felsefesine göre; insan görüşleri çeşitlidir ve hiç kimse de doğruyu söyleyememektedir. Ancak herkes doğruyu bulduğunu sanmaktadır. Nesnel fikirlere karşı yoğun bir şüphe duyan Descartes, "2’yi 3’e her ekleyişimde aldanmıyor muyum acaba?" diyerek, öznel yargılardan da şüphe ettiğini gösterir. Descartes’a göre şüphe etmek demek, düşünmek demektir: "Düşündüğümden eminim, zira bundan şüphe etmek için yine düşünmek lâzımdır." Demek ki, şüpheyi şüphe dışına atacak olan tek gerçek, "Düşünme"dir. İşte Descartes’tan başlayan Yeniçağ felsefesinin taşı budur ki, "Madem ki düşünüyorum, öyleyse varım-cogito ergo sum" gerçeği, bu şüphenin zorunlu bir sonucudur. (Morpa Yayın açıklama)

Çevirmenden:

Bu kitapta yöntemle ilgili pek çok sorun ele alınır, ancak yalnızca yöntemin uygulamalı yanıyla ilgilenilir, köklü bir yöntem araştırmasına gidilmez. Kitapta on ikişer kuralı içeren üç bölüm olacaktır. Ne var ki filozof ilk on sekiz kuralı incelemiş, onları izleyen üç kuralı bildirmiş ama incelememiş, kalanına hiç dokunmamıştır.

http://dusundurensozler.blogspot.com/2007/11/descartes-yntem-zerine-konuma.html

Yorum :
Öncelikle bitiremediğimi (sanırım çok çekici gelmedi, bi sayısalcı olarak felsefe beni çekmiyor galiba) söylemeliyim. Zor bir metin. Sadece okumak değil düşünmek gerektiriyor.

bazı pasajlar:

28 Ocak 2012 Cumartesi

Tarihi Değiştiren Kadınlar - Ali Çimen

Tarihi Değiştiren Kadınlar -Ali Çimen

Eser Adı: Tarihi Değiştiren Kadınlar
Yazar : Ali Çimen
Tür : İnceleme-Araştırma
Yayınevi: Timaş
Sayfa : 350
Ek özellik:

Açıklama :

Tarihi değiştiren, dünyayı titreten kadınlar!
“Geçmişe baktığımızda, erkek egemen bir seyrüseferin hüküm sürdüğünü görürüz. Kılıç kuşanıp fetih yapan, çağ açıp çağ kapatan, yaptığı bir konuşma ya da aldığı kararla kitleleri coşturan, atomu parçalayarak insanoğluna sınırsız enerjinin kapılarını açan, bazen kabul etmek istemesek de, çoğunlukla erkekler olmuştur. Peki bu, tarihin beyaz perdesinde hep erkeklerin başrol oynadığı anlamına mı gelir? Ne yani, kadınlara düşen rol, her zaman ‘en iyi yardımcı oyuncu’ rolü oynamak mıdır? Tabii ki hayır. Yüzyılların üzerine oturduğu mayınlı tarih tarlasından sıyrılıp çıkan öyle kadınlar olmuştur ki, teşbihte hata olmaz, o çok ‘bilindik’ erkekler, bu kadınların azametlerinin gölgesinde bile terlemeden edememiştir!”

Gazeteci yazar Ali Çimen “Tarihi Değiştirenler” dizisinin son kitabı Tarihi Değiştiren Kadınlar’a böyle başlıyor ve 30 ünlü kadını sayfalarında konuk ediyor.

Bu 30 kadın arasında
-Mısır İmparatoriçesi Cleopatra,
-ünlü kadın casus Mata Hari,
-Nobelli Madam Curie,
-Osmanlı İmparatorluğu’nun bir dönemine damgasını vurmuş ‘iktidar avcısı’ Hürrem Sultan
gibi isimler de var; insanlığın özgürlüğe giden yolda devrim niteliğinde adımlar atmasını sağlayan
-siyahi kadın eylemci Rosa Parks,
-Tom Amca’nın Kulübesi isimli romanıyla Amerika’daki kölelik kurumuna kalemiyle savaş açan Harriet Beecher Stowe da.

-Bir fabrika işçisiyken kendisini uzayda bulan Tereşkova ve okyanusları aşan havacılık sevdasıyla hayatını uçmaya adayan Amelia Earhart da yüksek tempolu hikâyeleriyle listede yerlerini alıyor.

Kitabın önemli bir bölümü de iktidar peşinde koşan kadınlara ayrılmış:
-Pakistan’ın ve aynı zamanda İslam coğrafyasının ilk kadın Başbakanı Benazir Butto;
-düşman kardeşi Hindistan’da yine ailece ülke siyasetine damga vurmuş, ülkesinin ilk Başbakanı İndira Gandi;
-Fransa’ya 40 yıl boyunca hükmeden İtalyan Catherine de Medici;
-Rusya’yı çağının en güçlü ülkelerinden biri yapan Alman kökenli Katerina;
-İngiltere’den Kraliçe Elizabeth, Kraliçe Victoria ve onların bıraktığı yerden bayrağı devralarak İngiltere’yi bir küresel aktöre dönüştüren ‘Demir Lady’ Margaret Thatcher.

İktidarda olan kadınların yanı sıra iktidarda olan erkeklerin yanındaki ihtiraslı kadınlara da şahitlik ediyor tarih ve dolayısıyla kitap da.
-Komünist Çin’in en korkulan simalarından biri olan Jian Qinq ya da daha çok bilinen ismiyle Bayan Mao;
-oğlunu padişah yapmak için bir diğer oğlunu kurban eden Kösem Sultan ve
-Arjantin Devlet Başkanı Juan Peron’u efsaneye dönüştürme yolunda kendisi bir efsane olan Eva Peron.

Kitap ayrıca, bol görsel malzemesi, Hürrem ile Kanuni arasında gelip giden aşk mektuplarından satırlar, Simone de Beauvoir ve Jean Paul Sartre’ın ölümsüz aşkı ve bu 30 kadının gündelik hayatlarına ilişkin daha birçok ayrıntılı ile adeta kahramanlarını ete kemiğe büründürüyor.

Notlar: kaynak http://www.timas.com.tr/kitaplar/tarih/populer-tarih/tarihi-degistiren-kadinlar.aspx
I. Elizabeth İspanyol hanedanına karşı Osmanlı’nın himayesindeydi. Sultan III. Murad “Siz dahi südde-i sa’adetime ita’at ve inkıyada sabit-kadem olup, ol caniblerde vakıf ve muttali olduğunuz ahbarı arz ve ila’m etmekden hali olmıyasız” diyordu Kraliçe’ye. Buna karşılık o da III. Murad’ın annesi Nurbanu Sultan ve eşi Safiye Sultan’a hediyeler gönderiyordu.

Jeanne d’Arc Orleans’ta başına geçtiği Fransız ordusu ile İngilizleri hezimete uğrattığında henüz 17 yaşındaydı.

Kösem Sultan torunu IV. Mehmet’i tahta geçirmek için oğlu I. İbrahim’i gözünü kırpmadan katlettirdi. Ancak daha sonra IV. Mehmet için de sinsi planlar yaptığını sezen Turhan Sultan, kayınvalidesi için Başlala Uzun Süleyman Ağa’ya kısa ve net bir emir verdi: “Kösem’i canlı görmek istemiyorum!”

Osmanlı sultanlarına Rusya namıma kök söktüren, ülkesini kısa zamanda modernleştiren Büyük Katerina aslen Almandı.

Feminist düşünür Simone de Beauvoir hayatı boyunca bir adamı aşkla sevdi: Jean Paul Sartre

Çin Kültür Devrimi’nin silahlı gücü Kızıl Muhafızlar’ı kuran Mao değil, eşi Jiang Qing idi.

1981’de Altın Mabed’i ele geçiren Sihleri acımasızca bastıran İndira Gandhi bir şeyin farkında değildi: Yakın korumalarından ikisi Sihti ve onu ortadan kaldırmaya niyet etmişlerdi.

Arjantin’in efsane First Lady’si hayatını kaybettiğinde 33 Eva Peron’un naaşı ülkesine eşi Hugo’nun kendisinden sonra evlendiği Isabel Peron tarafından getirildi.

Yazarın Tarihi Değiştiren kitap serisi ile alakalı bir ropörtaj.

Yorum :

Okuması zevkli güzel bir kitap. Ciddi bir genel kültür birikimi oluşturuyor. Adını duyduğunuz ama size bişeyler çağrıştırmayan isimlerin hakkında bilgi sahibi oluyorsun. Velhasıl hoş bir kitap.

Kitaptan bazı analizlerde eklemeyi düşünüyorum :) yakında...

12 Ocak 2012 Perşembe

Hikayelerim - Necip Fazıl Kısakürek

Hikayelerim-Necip Fazıl Kısakürek


Eser Adı: Hikayelerim
Yazar : Necip Fazıl Kısakürek
Tür : Hikaye
Yayınevi: Büyük Doğu
Sayfa :288
Ek özellik:


Açıklama :

Necip Fazıl Kısakürek’in 1925 yılından başlayarak çeşitli gazete ve dergilerde yayınlanmış ve bir bölümü 1933′de “Bir Kaç Hikâye Bir Kaç Tahlil”, bir kısmı da 1965′de “Ruh Burkuntularından Hikâyeler” ismi altında kitaplaşmış, bütün hikâyeleri…

1983′de “b.d. yayınları” tarafından eksiksiz olarak bütünleştirilmiş ve son şeklini almıştır.


Yorum :

Çok çekici olmadığını söylemeliyim. İlk okumaya başladığımda tamamlayamadan bırakmıştım. Yeniden ele aldığımda bırakma hissi tekrar doğdu. Ama bu sefer bırakmak zoruma gitti :) ve mecburen bitirdim.

Bazı hikayeler sanki birbirin tekrarı hissi veriyor. Bazıları aynı hikayenin bölünmüş parçaları gibi, mesela hasta kumarbazın baş kahraman olduğu kısımlar. En nihayet hasta kumarbaz ölüyor ve hikayeler bittiyor :)

Gerçi Necip Fazıl'ın uzun uzun düşündüren cümlelerini göz ardı edersem ayıb olur. Her ne kadar okumakta zorlansamda hoş pasajları elbetteki var. Mesala bir "el"ler bölümü var. Suçlu sandalyesindeki sanığa "Yüzümden anla" dedirttiği hikaye var. Hele bi Vicdan hikayesi var, anlatılmaz yaşanız :).Bunlar gibi müthiş bölümlerin hakkını yemeyeyim.

Siyah Kehribar - Tarık Buğra


Siyah Kehribar-Tarık Buğra


Eser Adı:Siyah Kehribar
Yazar : Tarık Buğra
Tür : Roman
Yayınevi: Ötüken Neşriyat
Sayfa : 319
Ek özellik: +18

Açıklama :

Yazarın ilk romanıdır. Türkiye’yi ve Türk insanını çok iyi tanıdığını sonraki kitaplarında ispat eden yazar bu kitabında sadece “insan”ı ele alır.

Kitabın ilk baskısının önsözünde Mümtaz Turhan şöyle der: “Tarık Buğra’nın burada iddiasız görünüşüne rağmen büyük bir tezi, “Yirminci asrın hüznü” dediğimiz hastalığı, ele aldığını sanıyorum. Günümüzün trajedisi romandaki maceralara bir fon müziği gibi baştan sona refakat ediyor.” Hikâye, Mussolini’nin İtalya’sında geçmektedir.


Kişiler :
1- .... : Sanat Tarihi doktorası yapan bir türk
2- Melina: yazarın kız arkadaşı
3- Fernando: Siyah Kebribar ile tanıştıran ve romanın sonunu oluşturan kahraman.
4- Barbaryo ve Leanardo: oğul ve baba, ikiside bir hiç uğruna öl(dürül)ür.

Yorum :
Küçük Ağa ve Osmancık kitapları ile yazarla tanıştı iseniz bu size sanki yazara ait değilmiş hissi verebilir. Ben şahsen öyle oldum.

İtalya'daki eski hatıralarını anlatıyor kahramanımız. Sürekleyici diyebilirim. Bazende fazla betimleme yapıyor. Hızlı atladığım pasajları olmuştur.

ha bu arada bazı pasajları +18 bence :)

Bazende şöyle düşündürüyor: Acaba bu zat hangi ara doktorası ile ilgileniyor. Hiç vakit ayırmadan da sanat tarihi doktorası yapılabiliyormuş demekki :)

Not: Siyah Kehribar, Karakehribar oltu taşının bir adı imiş aynı zamanda.

9 Aralık 2011 Cuma

Toprak Ana - Cengiz Aytmatov


Toprak Ana -Cengiz Aytmatov


Eser Adı: Toprak Ana
Yazar : Cengiz Aytmatov
Tür : Roman
Yayınevi: Ötüken
Sayfa : 143
Ek özellik:

Açıklama :
Toprak Ana, ünlü yazar Aytmatov'un en güzel romanlarından biridir.

Bu eserde, savaş meydanında eşini ve üç oğlunu kaybeden kahraman bir ananın, zor zamanlarda dişi-tırnağı ile işlediği, kanı ve teriyle suladığı toprakla dertleşmesini okuyoruz. İnsan sevgisinin, çalışkanlığın ve fedakârlığın nasıl kutsal bir yüceliğe ulaştığını en çarpıcı örnekleriyle görüyoruz.

Yetiştirdiği buğdayı kendisine bir avuç ayıramadan cephedeki asker için gönderen Kırgız köylüsünün İkinci Dünya Savaşı sırasında çektiği sıkıntıları, acıları da film seyreder gibi görüyoruz.

Bu kadar da değil... Aytmatov, güçlü kalemiyle, aşk ve nefreti, iyi ile kötüyü yüzleştiriyor, okuru heyecandan heyecana sürüklüyor ve düşündürüyor. (Arka Kapaktan)

Erkekleri askere alınan köylerde geride kalanların çektiği sıkıntılar etkileyici bir üslupla anlatılır. Eldeki yetersiz yiyeceğin muhtaç olandan başlanarak dağıtılması, dört gözle beklenen hasat zamanları, umutların hasat zamanına ertelenmesi, savaş yüzünden ürünün hemen hepsinin merkezden istenmesi, boşa çıkan umutlar, yine açlık, sefalet, bir yandan cepheden gelen ölüm haberleri, umutsuz bekleyişler, savaşın uzun sürmesi üzerine aşağı çekilen cepheye çağrılma yaşı, yine gidenler, ayrılıklar, gözyaşları... Yani tek kelimeyle ve bütün zulmetiyle; savaş. (Ötüken'den)


Kişiler :
1- Tolganay
2- Suvankul
3- Kasım ve Aliman: ilk oğlan çocuk ve eşi
4- Caynak:
5- Mayselbek:
Yorum :
Herzaman ki güzel anlatımı ile Aytmatov'dan harika bir eser.

Cengiz Han'a Küsen Bulut - Cengiz Aytmatov


Cengiz Han'a Küsen Bulut -Cengiz Aytmatov
Eser Adı: Cengiz Han'a Küsen Bulut
Yazar : Cengiz Aytmatov
Tür : Roman Yayınevi: ÖTÜKEN NEŞRİYAT
Sayfa : 112
Ek özellik: 

Açıklama :
Ünlü yazar Aytmatov'un bu son romanı, aslında "Gün Olur Asra Bedel' adlı romanın içinde yer alması gereken ve onu tamamlayan uzunca bir bölümdür. Fakat, on yıl kadar önce kaleme alınan o eserde, KGB'yi en çarpıcı örneklerle en ağır bir şekilde suçlayan bu bölüme izin verilmemiş, ya da Aytmatov bunu, "Dişi Kurdun Rüyaları"adlı daha sindirici romanını yazdıktan, bugünkü ortama ulaşıldıktan sonra ayrı bir roman halinde yayınlama fırsatını beklemiştir.

Bugün heykelleri yıkılmakta olan Dzerjinski'nin kurduğu KGB için iktidar, daha doğrusu bu örgüt, hiç söndürülmeden yanması gereken bir sobadır. Bu sobanın yakıtı yalnız insandır. Yaş, kuru ayrımı yapılmadan insanlar yakılacaktır ki soba sönmesin... Bu son romanında Aytmatov, "Gün Olur Asra Bedel'in kahramanlarından biri olan öğretmen Kuttubayev'in nasıl öldüğünü anlatıyor. Oysa, sözünü ettiğimiz büyük romanda resmi makamlar onun kalp sektesinden öldüğünü bildirmişlerdi.

Kuttubayev'i suçlayan askerî savcı (KGB) en önemli delil olarak onun, Cengiz Han'la ilgili bir efsaneyi kaleme almış olmasını gösteriyor. Bu efsane, Avrupa'yı fethe giden Cengiz Han'ın Sarı- Özek'ten geçerken iki sevgiliyi idam ettirmesi olayıdır. Bu, hem çok güzel bir aşk hikâyesi hem de "diktatör karşısında bireylerin durumu" gibi evrensel bir konunun işlenmesidir. Anlatan Aytmatov olunca, orada, masal ve efsane aracılığıyla geçmişimizi, günümüzu hatta geleceğimizi apaçık görebiliyoruz. (Arka Kapaktan)

Kişiler :
1-Abutalib Kuttubayev: Savaşte esir olmuş, kurtulmuş ama kendi memleketinde düşencelerinden dolayı mahkum olmuş bir öğretmen.
2- Tansıkbayev: Stalin ve rejimine yaranmak ve kendi mevkisini arttırmak için suçlayacağı kişiler yarayan bir sorgu yargıcı

Yorum :
Cengiz Aytmatov'un güzel anlatışı ile okunmayı hak eden bir eser.

Güzel pasajlar:
-Sovyetlerin menfaatleri insanların menfaatlerinden daha üstündür. Tansıkbayev rejimin ne kadar önemli oldugunu anlatmak için şöyle der: " Devlet bir sobadır ve yakıtı da yalnız insandır. Yakılacak insan olmazsa soba söner. Sönen, yanmayan sobanın hiç bir faydası yoktur. Ama öte yandan bu insanlar devlet olmadan yaşayamazlar:Sobayı tutuşturan ve yakan onlardır."

Şu bağlantıdaki eser analizinden seçmeler:
-Tansıkbayev Abutalip'in derledigi "Mankurt" hikayesi ve " Sarı-Özek Kurbanları" adlı efsaneyi aynı konular dolayısıyla açılan diğer davalar da oldugu gibi burada da uzmanlara inceletip Abutalip'i suçlayacak kanıtlar bulmaya çalışır.

-Tansıkbayev bu efsaneleri yazmakla Abutalip'in yararsız ata dilini canlandırmak, milletin asimile olmasını önlemeye çalışmak, iktidarı kötülemek ve bireylerin çıkarlarını devletin çıkarlarından üstün tutmaktan dolayı, onu tutuklar.

-Abutalip rejimin yaşaması için kurban edilir, Erdene ve Togulan'ı ise Cengiz Han, iktidarının zayıf1ayacağı, kudretinin azalacagı, halkın küstahlaşacagı ve saygısızlıgının artacagı korkusuyla öldürttir. Hem Stalin hem de Cengiz Han sırf hükümdarlıklarmı sürdürebilmek için masum insanları öldürttirler. Arada yüzyıllarca fark olsa da zalimler ve onların yaptıgı zulümler devam etmektedir. Ama her iki hükümdar da aynı akıbete ugrarlar ve Cengiz Han'ın kurmak için uğruna binlerce insanın kanını döktüğü imparatorluk gibi Stalin'in başında oldugu Sovyetler Birliği de yok olmaya mahkumdur. Nitekim öyle de olmuştur.

2 Ekim 2011 Pazar

Genom Bir Türün Yirmi Üç Bölümlük Otobiyografisi - Matt Ridley

resim
Genom Bir Türün Yirmi Üç Bölümlük Otobiyografisi -Matt Ridley
Eser Adı: Genom Bir Türün Yirmi Üç Bölümlük Otobiyografisi
Yazar : Matt Ridley
Tür :
Yayınevi: BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ YAYINEVİ
Sayfa : 386
Ek özellik:



Açıklama :

Francis Crick, 28 Şubat 1953'te DNA'nın yapısını çözdüğünde şöyle demişti: "Hayatın sırrını keşfettik." Ancak bu sırrın ne olduğunu anlamamız uzun bir süre daha alacak, yüzyılımızın en önemli bilim dallarından birisi genetik olacaktı.

İnsan genomu, 23 çift kromozomdan oluşan bir pakettir. Matt Ridley bu paketi açıyor ve ortaya dökülen ama genetik dilinde yazılmış pek çok sırrı bizim anlayacağımız bir dile tercüme ediyor. İnsan genomunda "genetikçe" yazılmış bu "yazılar" aslında türümüzün biyolojik tarihinin kaydını, başka bir deyişle otobiyografisini oluşturuyor. Kökenlerimiz, evrimimiz, doğamız ve zihnimiz hakkında çarpıcı bilgiler veren yazar Matt Ridley, yepyeni soruların ve yepyeni cevapların eşiğinde bir kuşak oluşumuza dikkat çekiyor.

Genetik mirasımız kaderimiz mi? Yoksa genetik determinizm bir mitten mi ibaret? Bir katilin işlediği cinayetin sorumluluğu ailesindeki genlere yüklenebilir mi? Yoksa işimize gelmediğinde özgür irade sahibi olmaktan vazgeçmeye hemen hazır bir tür müyüz? Gen tedavisinden mucizeler beklememiz ne kadar gerçekçi?

Genom'da merak ettiğiniz bu ve benzeri pek çok soruya yanıt bulacaksınız.

Genom'u okudukça şempanzelerle genetik benzerliğimizin %98 olması en azından bazılarımızın onuruna daha az dokunacak gibi görünüyor. (Arka Kapak)
Kişiler:
Erasmus Darwin: organik hayatın nedeni, aynı tür canlı "iplik". Meşhur Darwin'in büyük babası
Charles Darwin: Türlerin kökeni, evrim

Francis Crick, James Watson, Maurice Wilkins
Gregor Mendel: Kalıtım biliminin babası

Aldığım notlar:

Kromozom 1:
  • Önce DNA mı, yoksa RNA mı vardı. DNA mı RNA ları yapıyor, yoksa RNA'lar mı DNA yı yapıyor?
  • Protein bir genin başka bir gen yapma yoludur ve gen, bir proteinin başka bir protein yapma yoludur.
  • 5S RNA, 120 harften oluşur.
  • LUCA: Last Universal Common Ancestorevrensel ortak ata
Kromozom 3:

  • Gut Hastalığı, alkaptonüri proteini, siyah idrar, Archibald Garrod
  • Mendel, Kalıtım sıvıların-kanın karışması gibi birşey değil. Sert, bölünmeyen, küçük mermer parçalarınıngeçici olarak birleşmeleri gibi birşey. Sıvı olsa nadir olanın nesilden nesile oranı azalırdı ama bir genetik özellik bir nesilde kayboldu görünürken, diğer bir nesilde yeniden çıkabiliyor sy 46-47.
  • Arıda cinsiyet belirleme: haploid-diploid sy 48
  • DNA'nın ilk kez saflaştırılması: 1869, Friedrich Miescher
  • DNA'nın keşfi: Watson-Crick, 28 Şubat 1953, Eagle barı, "Hayatın sırrını keşfettik-discovered the secret of life"

Kromozom 4:
  • wolf-hirschhorn sendromu, Wolf-Hirschhorn kromozom bölgesinde” (WHCR) (kromozom 4p16) homozigor delesyon
  • CAGCAGCAG......, Huntington HastalığıHTT geni, CAG tekrar sayısı hastalığı belirliyor. 
  • Tanımlanan ilk dominant/baskın kalıtımlı hastalık 
  • Nancy Wexler, annesi huntington hastası, hastalığın genini bulmak için uğraşıyor. Hastalık için test geliştiriliyor. Test ile tekrar sayısı ve yaklaşık ölüm yaşı anlaşılabiliyor. Ama Nancy asla test yaptırmıyor. "Ne zaman öleceğini bilmek ister miydin, özellikle sonucu değiştirmek için hiçbir gücün olmadığında?
  • Tebai şehrinin kör kahini(tiresias) :"Bilgi bir şey kazandırmadığında, bilge olmak üzücüdür". 

  • Yaşla birlikte etkisi artıyor, çünkü hücrede biriken glutamin (CAG) blokları hücre içinde birikiyor.
  • CxG tekrarları farklı farklı hastalıklara sebep olur. Parçlanmaz protein öbekleri oluşturarak hücreyi ölüme götürür.Poliglutamin hastalıkları: CcG, CgG tekrarı Kırılgan X sendromu,   CtG tekraraları miyotonik distrofi.
  • Tekrar bölgleri DNA hairpin oluşturur. Kopyalama sırasında tekrar bölgelerinin sayısı artar. 

Kromozom 5:

  • ADRD2 Geni 
  • Atopi, Allerji, İmmunglobin E (IGE) testi, yüksek IGE allerjik reaksiyon belirtisi
  • Mast Hücreleri
  • Astım, Amerikada izosiyanik tankeri kazasında bulunan polisler hayatlarının geri kalanını akut astım ile geçirmiş. 
  • TH1,TH2 hücreleri bağışıklık sistemi bileşenleri. Bağışıklık sistemimiz küçük yaştan itibaren toprakta bulunan mikro bakteriler tarafından eğitilecek şekilde düzenlenmiştir. Bu eğitim gerçekleşmediğinde sonuç allerjiye yatkın dengesiz bir sistem sy 78.
  • IGF2R geni
  • Zeka (IQ) testi, ırk ayrımı, öjenizim
  • H.H Goddard, Amerikaylı göçmelere zeka testi uyguluyor.
  • kişiliği şekillendiren genler mi yetiştirme ve eğitim mi? ABD, Bath ve Amy ikiz kardeş. Evlatlık veriliyor. 2 zıt çevre, 20 yıl sonra aynı oldukları görülüyor. İçgüdülerin gücü.
  • Ana rahminde geçen zamanın zekaya etkisi doğum sonrası yapılan herşeyden 3 kat daha fazla.


Yorum :
Bir ara okudum, baya bir kısım. Sonra bırakmak durumunda kaldım. Sıkıcı olduğundan değilde ben vakit bulamadım, kütüphaneyede geri vermem gerekiyordu ondan :) Şimdi yeniden başladım. Bu sefer notlar alarak okuyorum, sizlerle paylaşmak için :)

nihayet bitirdim, kasım 2013. Kuzudan vakit kalmıyor malesef okumaya.
Kimler okumalı, genomu, DNAyı merak edenler. Moleküler biyologlar, tıpçılar, biyolojiciler ve biyoenformatikçiler... bazı zamanlar zorlayabilir ama genetik adına baya birşey anlatıyor.

Özellikle bilim adına yapılan bir çok insafsızca deneyden bahsettiği yerler bana ABD nin biliminin insanlık dışı olduğunu birkez daha gösterdi. Mesala ikizler üzerine yapılan çalışmlar, her çocuğu başka yerlere evlatlık vermeler. Yada cinsiyeti değiştirilen bir erkek ama sonunda yine kendi cinsiyetinde davranması vs vs...
son söz okumaktan zevk aldığım bir kitaptı.